Kripto Para İtirazın İptali ve 6 Hafta Kuralı | Yargıtay Kararları 2026

Kripto Para İtirazın İptali ve 6 Hafta Kuralı

Kripto para itirazın iptali davası açmadan önce bilinmesi gereken en kritik usul kuralı şudur: vade kararlaştırılmadan aktarılan kripto paralar veya kripto varlık alımına yönelik borçlar, tüketim ödüncü (karz) sözleşmesi kapsamında değerlendirilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 392. maddesi gereğince alacak, ilk yazılı istemden itibaren altı hafta geçmeden muaccel hale gelmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024/1217 sayılı emsal kararı bu kuralı bir dava şartı olarak tescillemektedir: 6 hafta beklenmeden başlatılan icra takibine karşı açılan itirazın iptali davası, kripto borcun var olup olmadığı hiç incelenmeden usulden reddedilir. Bu yazıda söz konusu tuzak, emsal karar ışığında eksiksiz çözülmektedir.

Kripto para borç geri alma davasında yıllarca sürdürülen hukuki mücadelenin en sık rastlanan sonu, esasa hiç girilmeden davanın usulden reddedilmesidir. Bunun nedeni çoğu zaman kripto para itirazın iptali davası açılmadan önce beklenmesi gereken zorunlu bir sürenin göz ardı edilmesidir. Kripto alacaklarında muacceliyet meselesi, pek çok avukat ve yatırımcı tarafından fark edilmeden geçilmekte; ardından aylarca süren bir icra takibinin tüm çabası tek bir usul hatasıyla çöpe gitmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024 tarihli kanun yararına temyiz kararı bu riski en yüksek sesle dile getiren içtihat olma özelliğini bugün de taşımaktadır.

Kripto Para Gönderimleri Hukuken Hangi Sözleşme Türüne Girer?

Bir kişinin arkadaşına, iş ortağına ya da tanıdık bir aracıya “kripto para alması için” ya da “geri almak üzere” para veya kripto varlık aktarması, taraflarca çoğunlukla gayriresmî bir güven ilişkisi olarak algılanır. Yazılı bir sözleşme yoktur, vade belirlenmemiştir ve imzalı hiçbir belge bulunmamaktadır. Bu durumun hukuki karşılığı nedir?

Tüketim Ödüncü (Karz) Sözleşmesi: Tanım ve Unsurlar

Türk Borçlar Kanunu’nun 386. maddesi tüketim ödüncünü şöyle tanımlar: ödünç verenin, belirli miktar parayı ya da misli niteliğindeki diğer şeyleri ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Kripto paralar bu tanımla örtüşen birkaç temel özellik taşımaktadır. Her şeyden önce kripto paralar misli (aynı nitelikte ve miktarda iade edilebilen) mallardır; 1 BTC’nin karşılığı yine 1 BTC’dir. İkinci olarak taraflardan biri kripto varlığı diğerine devretmekte, diğeri ise aynı miktarda geri vermeyi kabullenmektedir. Üçüncü olarak yazılı sözleşme yokluğu bu nitelendirmeyi ortadan kaldırmaz; mahkemeler taraflar arasındaki fiilî ilişkiyi değerlendirerek sözleşme türünü resen tespit eder.

Emsal Yargıtay kararında tam da bu nitelendirme yapılmıştır: davacı, davalının banka hesabına “bitkoin için verilen para” ve “bitcoin için verilen para” açıklamalarıyla havale yapmıştır. Mahkeme bu ilişkiyi tüketim ödüncü olarak nitelendirmiş ve TBK md. 392’yi uygulamıştır.

Kripto-İçin-Para mı, Doğrudan Kripto mı?

Uygulamada iki farklı senaryo söz konusu olabilir. Birincisinde davacı, davalıya Türk lirası ya da döviz göndermiş; davalı bu parayla kripto varlık alacağını taahhüt etmiştir. İkincisinde ise davacı doğrudan kripto varlık (BTC, USDT vb.) transfer etmiştir. Her iki senaryoda da — para transferinin kripto alımına yönelik olduğu açıkça belgelenmiş ya da blokzincir transferi gerçekleşmişse — ilişki tüketim ödüncü kapsamında değerlendirilmektedir. Emsal davada “bitkoin için verilen para” banka havale açıklaması, bu nitelendirmenin mahkemece kabulünde belirleyici delil olmuştur.

Neden Bu Nitelendirme Bu Kadar Önemli?

Sözleşme türünün tüketim ödüncü olarak belirlenmesi, uygulanacak hukuki rejimi doğrudan etkiler. Özellikle TBK md. 392’deki altı haftalık bekleme kuralı, yalnızca bu sözleşme türüne özgüdür. Alım satım sözleşmesi, hizmet sözleşmesi ya da vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilen bir uyuşmazlıkta bu kural devreye girmez. Dolayısıyla dava açmadan önce ilişkinin hangi sözleşme türüne girdiğini doğru analiz etmek, tüm usul stratejisinin çıkış noktasıdır. Bu analizin hatalı yapılması ya da hiç yapılmaması, emsal karar gibi usulden ret kararıyla sonuçlanır.

Kripto Alacaklarında İcra Takibi Başlatmadan Önce Beklenmesi Gereken 6 Haftalık Yasal Süre
Kripto Alacaklarında İcra Takibi Başlatmadan Önce Beklenmesi Gereken 6 Haftalık Yasal Süre

Kripto Alacaklarında İcra Takibi Başlatmadan Önce Beklenmesi Gereken 6 Haftalık Yasal Süre (TBK 392)

TBK Madde 392 — Ödüncün Geri Verilmesi
“Ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Ödünç veren, bu süreden önce geri isteyemez.”

Bu hüküm son derece sade görünmektedir; ancak uygulamada pek çok alacaklının göz ardı ettiği, sistematik bir usul tuzağı oluşturmaktadır. Hükmün pratik anlamını şöyle açıklayayım: taraflar arasında belirli bir iade günü kararlaştırılmamışsa ya da “istediğinde geri ödeyeceksin” gibi istenildiği zaman muaccel olacağı şeklinde bir uzlaşı bulunmuyorsa, borçlu ilk talebi aldıktan sonra tam altı hafta (42 gün) boyunca ödeme yapmakla yükümlü değildir.

Üç Koşuldan Biri Mevcut Değilse 6 Hafta Zorunludur

TBK md. 392 üç ayrık durumu belirlemiştir; bu üç durumdan herhangi biri mevcut değilse 6 haftalık süre işlemeye başlar. Belirli bir ödeme günü kararlaştırılmışsa (örneğin “01.07.2019’de ödeyeceğim” taahhüdü), belirli bir ihbar süresi öngörülmüşse ya da taraflarca “alacaklının ilk talebinde derhal muaccel olacağı” açıkça kararlaştırılmışsa, bu altı haftalık süre aranmaz. Emsal davada davalının 01.07.2019 tarihinde ödeme yapacağını taahhüt ettiği savunulmuştu; ancak bu kararlaştırılmış bir ödeme günü değil, davalının sunduğu bir “vaat” olarak değerlendirildi ve hüküm TBK md. 392 kapsamında uygulandı.

Altı Hafta Ne Zaman Başlar?

Süre, alacaklının iade talebinin borçluya ulaştığı (tebliğ edildiği) an başlar. Emsal davada ilk talep 29.08.2019 tarihli WhatsApp mesajı olarak tespit edilmiş, ardından 16.09.2019 tarihli noter ihtarnamesiyle pekiştirilmiş ve ihtarname borçluya 01.10.2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda noter tebliğini esas alan hesaba göre altı haftalık süre 12.11.2019’da dolacaktı. Oysa davacı ihtarnamenin tebliğinden yalnızca 6 gün sonra, 07.10.2019 tarihinde icra takibi başlatmıştır. Bu süre açığı tüm davanın kaderini belirlemiştir.

WhatsApp Mesajı Süreyi Başlatır mı?

Mahkeme emsal davada ilk talebin WhatsApp mesajı üzerinden yapıldığını kayıt altına almıştır. Dolayısıyla elektronik mesajlaşma kanalları üzerinden yapılan iade talepleri de TBK md. 392 kapsamında ilk istem sayılabilir. Ancak WhatsApp mesajının tebliğ anını ispat etmek noter ihtarnamesine göre çok daha güçtür. Mesajın okundu bilgisinin alınması, ekran görüntüsünün noter e-tespit tutanağıyla sabitlenerek tebliğ tarihinin tartışmasız hale getirilmesi zorunludur. En güvenli ve kesin yöntem ise noter kanalıyla ihtarname düzenlenmesi ve KEP üzerinden gönderilmesidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024 Tarihli Kararının Röntgeni ve Analizi

Karar Kimlik Bilgileri

Mahkeme: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Esas/Karar: 2024/248 / 2024/1217

Karar Tarihi: 25.03.2024

Karar Türü: Kanun Yararına Temyiz (HMK md. 363)

Sonuç: Kanun yararına temyiz istemi REDDEDİLDİ; ilk derece mahkemesinin usulden ret kararı hukuka uygun bulundu

Temel Hüküm: TBK md. 392 kapsamında 6 haftalık süre bir dava şartıdır; bu süre dolmadan açılan itirazın iptali davası HMK md. 114/1-h uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir

Olayın Özeti: “Bitcoin İçin Para” Havalesinden Yargıtay’a

Dava şu biçimde cereyan etmiştir: davacı, aynı işyerinde çalıştığı davalının banka hesabına 2019 yılı Mayıs-Haziran ayları arasında “bitkoin için verilen para” ve “bitcoin için verilen para” açıklamalarıyla toplam 24.400 TL havale etmiştir. Davalı bu paraları Bitcoin üzerinden değerlendirerek kar ile birlikte 01.07.2019 tarihinde iade edeceğini taahhüt etmiştir. İade gerçekleşmeyince davacı 16.09.2019 tarihli noter ihtarnamesini göndermiş, ihtarname borçluya 01.10.2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı, ihtarnamenin tebliğinden yalnızca 6 gün sonra, 07.10.2019 tarihinde icra takibi başlatmıştır. Borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmış; ancak ilk derece mahkemesi davayı usulden reddetmiştir.

Erken Başlatılan İcra Takibinin Hukuki Sonucu

Mahkeme ve ardından Yargıtay’ın tespiti nettir: ihtarname 01.10.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, TBK md. 392 uyarınca altı haftalık süre (42 gün) bu tarihten itibaren işlemeye başlamıştır. 42. günün dolduğu tarih 12.11.2019’dur. Oysa icra takibi 07.10.2019’da — altı haftalık sürenin yalnızca 6. gününde — başlatılmıştır. Bu tarihte alacak henüz muaccel değildir. Muaccel olmayan bir alacak için icra takibi başlatılamaz; zira takip konusu alacağın muacceli zorunlu ön koşuldur.

Buradaki kritik nokta şudur: borçlunun cevap dilekçesinde muacceliyet itirazını dile getirmesi bile beklenmemiştir. Mahkeme bu sorunu resen (kendiliğinden) tespit etmiş ve davanın esasına — kripto borcun gerçekten var olup olmadığına, ödeme yapılıp yapılmadığına — hiç girmeden davayı reddetmiştir.

Dava Şartı Olarak Hukuki Yarar Yokluğu (HMK Madde 114)

Yargıtay bu kararında son derece önemli bir hukuki nitelendirme yapmıştır: TBK md. 392’deki altı haftalık bekleme zorunluluğu yalnızca maddi hukuka ilişkin bir erteleme değil, bir dava şartıdır. HMK md. 114/1-h uyarınca “hukuki yararın bulunması” dava açılabilmesinin ön koşuludur. Altı haftalık süre dolmadan dava açan alacaklının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır; çünkü borçlu henüz borcunu yerine getirmekte temerrüde düşmemiş, alacak ödeme için istenebilir hale gelmemiştir.

Dava şartlarının eksik olması mahkemece resen gözetilir (HMK md. 115). Bu nedenle borçlunun bu itirazı dile getirip getirmemesi sonucu değiştirmez; mahkeme dosyayı incelerken TBK md. 392 koşullarının sağlanıp sağlanmadığını kendiliğinden kontrol etmek zorundadır. Kripto borçları söz konusu olduğunda bu denetim mekanizması, taraflarca beklenmedik usulden ret kararlarına zemin hazırlamaktadır.

Kanun Yararına Temyizde Adalet Bakanlığı’nın Yanıldığı Nokta

Adalet Bakanlığı, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiş; altı haftalık süre geçmeden takip başlatılamayacağına dair açık bir düzenleme bulunmadığını ileri sürmüştür. Yargıtay bu argümanı reddetmiştir. Ret gerekçesi çarpıcıdır: TBK md. 392’nin lafzı ve gerekçesi, borçlunun ilk istemden itibaren altı hafta süresince ödeme yükümlülüğünden muaf olduğunu açıkça göstermektedir. Bu süre içinde alacak muaccel değildir; muaccel olmayan alacak için hem takip hem dava açılması hukuken imkânsızdır. Yargıtay, kanun yararına temyiz istemi reddedilmiş olsa bile bu kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmadığını da ayrıca vurgulamıştır.

Kripto Borcunu Geri Almak İsteyen Yatırımcılar İçin Güvenli Adım Adım Yol Haritası

Bu emsal kararın ortaya koyduğu usul tuzağından kaçınmak için aşağıdaki adımların eksiksiz ve doğru sırayla uygulanması gerekmektedir.

  • 1

    Tüm Delillerin Tasnifi ve BelgelenmesiKripto borcuna ilişkin banka havale dekontları (açıklamalarıyla birlikte), WhatsApp yazışmaları, e-postalar, blokzincir transfer kayıtları (TXID), borsa ekran görüntüleri ve taraflar arasındaki sözlü anlaşmayı doğrulayan her türlü kayıt toplanmalı ve güvenli biçimde yedeklenmelidir. Emsal davada “bitkoin için verilen para” banka açıklaması belirleyici delil işlevi görmüştür. Blokzincir işlem kayıtları için zaman damgalı TXID, noter e-tespit tutanağıyla sabitlendikten sonra delil kataloğuna eklenmelidir. Bu aşama dava sürecinin tamamını besler; eksiksiz yapılmadan bir sonraki adıma geçilmemelidir. Bu delil derleme çalışmasında bir kripto para avukatı desteği hem süreç kalitesini hem ispat değerini artırır.

  • 2

    Borçluya Noter İhtarnamesi Çekilerek İlk İstemin Resmi Olarak Tescil EdilmesiTBK md. 392’deki altı haftalık süre, ilk yazılı istemden itibaren başlamaktadır. Bu nedenle belgelenmiş bir tebliğ tarihine ihtiyaç vardır. WhatsApp ya da e-posta üzerinden ilk talep yapılmış olsa bile noter kanalıyla çekilecek ihtarname, tebliğ tarihini tartışmasız hale getirir ve altı haftalık sürenin başlangıcını kesinleştirir. İhtarname metninde şunlar yer almalıdır: aktarılan kripto varlığın veya paranın miktarı, transferin tarihi, iade talebi ve ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 42 gün içinde ödeme yapılmazsa yasal yollara başvurulacağı bildirimi. İhtarnameyi KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) üzerinden de gönderilmesi tavsiye edilir; bu ek bir tebliğ güvencesi sağlar.

  • 3

    İhtarname Tebliğinden İtibaren Tam 42 Günün Milimetrik Olarak BeklenmesiBu adım son derece sade görünmektedir; ancak emsal kararın doğrudan kaynağıdır. İhtarname borçluya tebliğ edildikten sonra takvime bakılarak 42. gün not edilmeli ve bu günün saat 00.00’ından önce hiçbir icra takibi başlatılmamalı, hiçbir dava dilekçesi sunulmamalıdır. Takvim hesabı yapılırken tebliğ gününün sayılıp sayılmayacağı da dikkatle kontrol edilmelidir; bu konuda HMK md. 93 ve md. 92 hükümleri uygulanır. Bu bekleme süresi içinde borçlunun mal kaçırma riski mevcutsa ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz yoluna başvurmak mümkündür; bu tedbirler 42 günlük beklemeyle çelişmez.

  • 4

    42. Günün Dolmasının Ardından Alacak Muaccel Hale Gelir: İcra Takibini Başlatın42. günün dolmasıyla birlikte alacak TBK md. 392 anlamında muaccel hale gelir. Bu andan itibaren icra müdürlüğü aracılığıyla ilamsız icra takibi başlatılabilir. Takip talebinde kripto varlığın veya kripto alımına yönelik paranın TL karşılığı, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiz ve masraf talepleri yer almalıdır. Borçlu itiraz ederse, artık hiçbir muacceliyet engeli kalmadığından itirazın iptali davası güvenle açılabilir. Davanın görevli mahkemesi, bir önceki emsal kararda incelediğimiz İstanbul 16. BAM kararı ışığında belirlenecektir: bireysel davacı için Asliye Hukuk Mahkemesi. Kripto hukuku avukatı desteğiyle yürütülen bu süreç, usul hatalarını en aza indirir.

Usul Zaman Çizelgesi: Kripto Borcunda Hukuki Süreç, Yasal Süreler ve Risk Tablosu

Aşama Yapılması Gereken İşlem Yasal Süre / Şart Dikkat Edilmezse Sonucu
1. Delil Tespiti Havale dekontları, WhatsApp kayıtları, TXID ve sözleşme belgelerinin noter e-tespit ile sabitlenmesi Dava öncesi (geciktirmeden) Kritik deliller kaybolur, ispat güçleşir
2. İlk İstem Borçluya noter ihtarnamesi + KEP ile resmi iade talebi (İlk İstem) Tebliğ tarihi = süre başlangıcı Süre başlamaz, muacceliyet hiç oluşmaz
3. Bekleme Dönemi İcra takibi veya dava açılmadan bekleme — borçlu ödeme yaparsa süreç sona erer TAM 42 GÜN (TBK md. 392) Erken açılırsa: davanın usulden reddi, masraf ve zaman kaybı
4. Muacceliyet 42. günün dolmasıyla alacak muaccel hale gelir 42. gün itibariyle Bu aşamaya gelinmeden takip başlatılırsa geçersizdir
5. İcra Takibi İcra müdürlüğünde ilamsız takip başlatılması (TL karşılığı + faiz + masraf) 42. günden sonra serbestçe Borçlunun itirazı halinde itirazın iptali davası açılır
6. İtirazın İptali Asliye Hukuk Mahkemesi’nde itirazın iptali davası (muaccel alacak için) İtirazdan itibaren 1 yıl (İİK md. 67) Süre kaçırılırsa takip düşer, yeniden başlatmak gerekir
Kritik Uyarı — İhtiyati Tedbir ve Bekleme Dönemi Çelişmez: 42 günlük bekleme süresi içinde borçlunun mal kaçırabileceğine dair somut bir risk varsa, bekleme süresi tamamlanmadan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı talep edilebilir. Bu tedbirler alacağın güvence altına alınmasını sağlar; muacceliyet şartıyla çelişmez. Bu stratejik araçları kullanmak için emsal karar analizi ve dava stratejisi konusunda uzman bir kripto para dolandırıcılığı ve icra hukuku avukatından destek alınması önerilir.
Kripto Alacaklarında Aynen İade, TL Karşılığı ve Temerrüt Faizi
Kripto Alacaklarında Aynen İade, TL Karşılığı ve Temerrüt Faizi

Kripto Alacaklarında Aynen İade, TL Karşılığı ve Temerrüt Faizi

Muacceliyet şartını aşan alacaklının bir diğer kritik karar noktası şudur: kripto borcunu aynen iade mi (kripto varlık olarak geri alma) yoksa TL karşılığıyla mı talep edecektir? Bu tercih hem dava konusunu hem temerrüt faizinin başlangıcını hem de icra takibinin içeriğini doğrudan etkiler.

Aynen İade Talebi

Alacaklı, borçluya aktardığı kripto varlıkla aynı miktarda kripto para iadesi talep edebilir. Tüketim ödüncünün doğası gereği misli mallar aynen iade edilir (TBK md. 387). Bu seçenek, kripto piyasasının yükselen trendlerde değer artışından alacaklının yararlanmasını sağlar. Ancak aynen iade kararı infazında teknik güçlükler doğurabilir: icra dairelerinin kripto varlığa el koyma ve transfer mekanizması henüz yerleşik uygulamaya kavuşmamıştır. Bu nedenle bazı uygulayıcılar TL karşılığını tercih etmektedir.

TL Karşılığı Talebi ve Değerleme Tarihi

Alacaklı, kripto varlığın TL karşılığını talep ediyorsa değerleme tarihi belirleyici önem taşır. Yargıtay içtihatları, tazminat davalarında zararın gerçekleştiği tarihteki piyasa değerinin esas alınmasına yönelmektedir. Kripto para söz konusu olduğunda bu değer; borsanın kapanış fiyatı, ağırlıklı ortalama ya da muacceliyet tarihindeki anlık değer üzerinden hesaplanabilir. Tercih edilen değerleme yönteminin dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi ve bağımsız borsa verisiyle belgelenmesi, ileride bilirkişi sürecini kolaylaştırır.

Temerrüt Faizinin Başlangıcı

Emsal kararda görüldüğü üzere muacceliyet, 42. günün dolmasıyla birlikte oluşmaktadır. Temerrüt faizinin başlangıç tarihi ise borçlunun temerrüde düştüğü andır. Ödünç sözleşmelerinde temerrüt, muaccel hale gelen alacağın ifa edilmemesiyle birlikte gerçekleşir. Bu nedenle ihtarname tebliğinden itibaren 42. günün dolduktan sonra ödeme yapılmayan her gün için temerrüt faizi işlemeye başlar. İcra takip talebinde bu tarihin açıkça belirtilmesi ve faiz hesabının buna göre yapılması gerekmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Kripto para borçlarında geri isteme süresi (6 hafta) ne zaman başlar?

6 haftalık süre, alacaklının borçluya yaptığı ilk yazılı iade talebinin borçluya tebliğ edildiği tarihte başlar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024/1217 sayılı kararında da kayıt altına alındığı üzere, WhatsApp üzerinden yapılan mesaj da ilk istem sayılabilir; ancak tebliğ tarihinin tartışmasız belgelenmesi için noter ihtarnamesi çekilmesi zorunludur. Tebliğ tarihini doğrulayan resmi belge olmadan sürenin başladığını ispat etmek güçleşir ve borçlu bu tarihe itiraz edebilir. Bu nedenle ilk istemin noter kanalıyla ve KEP üzerinden yapılması en güvenli yoldur.

Vade kararlaştırılmayan kripto borçlarında doğrudan icra takibi başlatılabilir mi?

Hayır. TBK md. 392 gereğince belirli bir ödeme günü veya ihbar süresi kararlaştırılmamışsa ya da “istenildiğinde muaccel olacağı” açıkça kararlaştırılmamışsa, ödünç alan ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Bu süre dolmadan başlatılan icra takibi geçersizdir; çünkü muaccel olmayan bir alacak için takip başlatılamaz. Yargıtay bu kuralı bir dava şartı (HMK md. 114/1-h) olarak nitelendirmiştir. Altı hafta beklenmeden açılan itirazın iptali davası esasa girilmeksizin usulden reddedilir.

Yargıtay’ın 2024 kripto muacceliyet kararında davanın reddedilme sebebi nedir?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024/1217 sayılı kararında ret gerekçesi şudur: ihtarname 01.10.2019 tarihinde tebliğ edilmesine karşın davacı yalnızca 6 gün sonra, 07.10.2019 tarihinde icra takibini başlatmıştır. TBK md. 392’nin öngördüğü 42 günlük bekleme süresi tamamlanmadan alacak muaccel olmamaktadır. Muaccel olmayan alacak için açılan dava HMK md. 114/1-h uyarınca hukuki yarar taşımamakta; bu durum bir dava şartı niteliği taşıdığından mahkeme davayı esasa girmeden usulden reddetmek zorundadır. Kripto borcunun var olup olmadığı, ödemenin yapılıp yapılmadığı hiç incelenmemiştir.

WhatsApp üzerinden yapılan kripto iade talebi 6 haftalık süreyi başlatır mı?

Evet, başlatabilir. Nitekim emsal kararda ilk istemin 29.08.2019 tarihli WhatsApp mesajıyla yapıldığı mahkemece kayıt altına alınmıştır. Ancak WhatsApp mesajının tebliğ tarihini kesin olarak ispat etmek güçtür. Borçlu mesajı görmediğini, okundu bilgisinin teknik bir hata olduğunu ya da içeriği farklı yorumladığını ileri sürebilir. Bu nedenle pratik tavsiyem şudur: WhatsApp mesajını noter e-tespit tutanağıyla sabitleyin ve mutlaka takibini noter ihtarnamesiyle pekiştirin. İhtarnamenin tebliğ tarihi şüpheye yer bırakmadan belgeler; altı haftalık sürenin başladığı an tartışmasız hale gelir.

Muaccel olmayan kripto alacağı için açılan dava tamamen biter mi, yeniden açılabilir mi?

Hayır, dava tamamen bitmez. Usulden red kararı, davanın esasına girilmeden sonlandırılması anlamına gelir ve kesin hüküm etkisi doğurmaz. Alacak esas itibarıyla varlığını korur. Altı haftalık süre tamamlandıktan sonra alacak muaccel hale gelir ve yeniden icra takibi başlatılabilir; itiraz halinde itirazın iptali davası tekrar açılabilir. Ancak bu süreçte iki riskin göz önünde bulundurulması gerekir: birincisi, zamanaşımı süreleri işlemeye devam etmektedir ve ilk usulden ret kararıyla bu süreler kesilmemiş olabilir. İkincisi, her başarısız dava girişimi yargılama gideri doğurur. Bu nedenle baştan doğru adımları atmak hem mali hem zamansal açıdan kritik önem taşır.

Bu Yazı Avukat Tarafından Yazılmıştır

Av. Ahmet Karaca

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No: 92414). Türkiye Barolar Birliği Sicil No: 234456. Kripto para hukuku, blockchain hukuku, borçlar hukuku, icra-iflas hukuku ve siber suçlar alanlarında uzman. Duke University (DeFi Primitives), Politecnico di Milano (AI and Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programı mezunu. UNICEF & Habitat Derneği sertifikalı eğitmen. Haberler.com köşe yazarı. Udemy Blockchain ve Kripto Para Hukuku eğitiminin hazırlayıcısı.

Kripto para itirazın iptali davası, muacceliyet analizi ve icra takibi stratejisi için: defihukuk.com | LinkedIn: Av. Ahmet Karaca

Yazar Hakkında

Bunlar da ilginizi çekebilir.