Kripto Marka İhlali 2026: Platform Sorumluluğu BAM Emsal Karar

Kripto Marka İhlali

Kripto para marka davası açmadan önce bilinmesi gereken en kritik hukuki gerçek şudur: token çıkaran şirket ile bu tokeni platforma listeleyen borsa, hukuken farklı sorumluluk statülerine tabidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2024/1208 sayılı emsal kararı, platform sağlayıcının doğrudan ihlalci sayılamayacağını ve tazminat sorumluluğunun ancak platforma uyar-kaldır bildirimi yapıldıktan sonra ihlal sürdürülmesi halinde doğabileceğini hükme bağlamıştır. Markasına tecavüz edilen kripto platformu sorumluluğu tazminat davası açmak isteyenlerin bu ayrımı bilmesi, davanın en başından kaybedilmesini önlemenin tek yoludur.

Kripto para marka davası, Web3 ekosisteminde hız kazanan token lansmanlarının, NFT koleksiyonlarının ve merkeziyetsiz finans protokollerinin ortaya çıkardığı en hızlı büyüyen hukuki uyuşmazlık alanlarından biridir. Dijital platformlarda marka hakkına tecavüz vakaları; sahte token ihraçlarından, NFT koleksiyonlarında tescilli logo ve isimlerin izinsiz kullanımına, kripto borsalarında benzer isimli projelerin listelenmesine kadar geniş bir yelpazede kendini göstermektedir. Peki kripto platformu sorumluluğu tazminat davalarında asıl muhatap kim olmalıdır: ihlali bizzat gerçekleştiren token üreticisi mi, yoksa bu tokeni binlerce kullanıcıya ulaştıran platform mu? İstanbul 16. BAM kararı bu soruyu somut ve bağlayıcı bir yanıtla karşılamaktadır.

Kripto Ekosisteminde “Platform Sağlayıcı” Kavramı ve Hukuki Statüsü

Kripto borsaları, NFT pazar yerleri ve Web3 uygulama arayüzleri, hukuken iki farklı kategoride değerlendirilebilir: içerik üreten/token ihraç eden taraf ve içeriğe yer sağlayan/aracılık eden platform. Bu ayrım, sorumluluk rejimini kökten belirlemektedir.

5651 Sayılı Kanun ve Yer Sağlayıcı Sorumluluk Rejimi

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, yer sağlayıcıları (içerik barındıran platformları) içerik sağlayıcılardan (içerik üretenlerden) net biçimde ayırmaktadır. Kanunun 5. maddesi uyarınca yer sağlayıcı, bünyesinde bulundurduğu içerikleri kontrol etmekle yükümlü değildir. Ancak hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesine rağmen gerekli önlemleri almayan yer sağlayıcı sorumluluğa ortak olabilir. Kripto borsaları bu çerçevede yer sağlayıcı konumundadır: platformda listelenen tokenlerin marka ihlali içerip içermediğini baştan denetleme yükümlülükleri sınırlıdır.

6563 Sayılı Elektronik Ticaret Kanunu Çerçevesi

6563 sayılı Elektronik Ticaret Kanunu da aracı hizmet sağlayıcılara benzer bir sorumluluk sınırlaması getirmektedir. Aracı hizmet sağlayıcı, kullanıcıların sağladığı bilgileri depolamakta veya iletmektedir; bu bilgilerin içeriğini kontrol etmek ya da hukuka aykırı faaliyet araştırmak zorunda değildir. Ancak bildirim üzerine harekete geçmeme ya da aktif katkı sağlama, bu koruma zırhını deler. Emsal kararda incelenen kripto borsası, bir arz sözleşmesi çerçevesinde token listeleyen platform konumundaydı ve bu statü hem 5651 hem de 6563 kapsamındaki aracılık korumasından yararlanmasına zemin hazırladı.

Kripto Borsasının Arz Sözleşmesiyle Üstlendiği Rol

Web3 ekosisteminde token projeleri, borsalarla “arz sözleşmesi” (listing agreement) akdederek platforma entegre olur. Bu sözleşme; tokenin platforma eklenmesi, likiditesinin sağlanması ve kullanıcılara satışının aracılanması gibi teknik ve ticari hükümleri kapsar. Hukuki açıdan bu sözleşme, borsayı doğrudan satıcı değil listeleme hizmeti sağlayıcısı konumuna oturtur. Emsal kararda mahkeme bu nitelendirmeyi benimseyen kritik bir tespitte bulunmuştur: davalı kripto platformu, bir arz sözleşmesi uyarınca dava dışı üçüncü şirketin tokenini listelemekteydi ve bu ilişki onu “platform sağlayıcısı” statüsüne taşımaktaydı.

SMK Kapsamında Kripto Sektöründe Marka Koruması ve İhlal Türleri
SMK Kapsamında Kripto Sektöründe Marka Koruması ve İhlal Türleri

SMK Kapsamında Kripto Sektöründe Marka Koruması ve İhlal Türleri

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, tescilli markaların kripto ekosisteminde de tam koruma kapsamında olduğunu açıkça öngörmektedir. SMK’nın 7. maddesi uyarınca tescilli bir marka, mal ve hizmetlerle aynı veya benzer nitelikteki işaretlerin aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasına karşı koruma sağlar. Bu koruma, fiziksel ürünlerle sınırlı değildir; dijital varlıklar, token isimleri ve platform logolarını da kapsar.

Kripto Sektörüne Özgü Marka İhlali Türleri

Kripto ekosisteminde marka ihlalleri dört temel kategoride belirmektedir. Birincisi token ihlali: mevcut bir markaya benzer isim veya logo taşıyan token çıkarılması ya da NFT koleksiyonu oluşturulmasıdır. İkincisi sahte NFT ve sahte koleksiyonlar: orijinal eserlerin birebir kopyalanarak NFT pazar yerlerinde satışa sunulmasıdır. Üçüncüsü dolandırıcılık amaçlı marka taklidi: ünlü kripto projeleri ya da borsa markalarının adını kullanarak yatırımcıları yanıltmaktır. Dördüncüsü ise emsal karardaki gibi iltibas yaratan platform listeleme durumudur: tescilli bir markayla karışıklık yaratacak biçimde başka bir tokenin borsada listelenmesidir.

36. Sınıf “Finansal ve Parasal Hizmetler” ve Kripto Markaları

Emsal kararda davacı markası Nice Sınıflandırması 36. sınıfında “finansal ve parasal hizmetler” için tescilliydi. Bu sınıf, kripto varlık alım satım platformları, dijital cüzdan hizmetleri ve token ihraç faaliyetleri için en kritik marka tescil sınıfıdır. Kripto projesi başlatacak her şirket ve marka hakkını korumak isteyen her işletme, 36. sınıfta tescil yaptırmalıdır. Tescilsiz bir marka, SMK’nın sağladığı tam korumadan yararlanamaz ve platforma karşı itiraz mekanizmalarını işletemez. Bu bağlamda erken aşamada marka tescili, kripto projelerinde hem rakip ihlallere karşı hem de platforma yönelik hukuki süreçlerde elzem bir koşuldur.

İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi Kararı Işığında Kripto Davalarında Sorumluluk Bariyeri

Karar Kimlik Bilgileri

Mahkeme: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Esas/Karar: 2024/810 / 2024/1208

Karar Tarihi: 26.06.2024

İncelenen Karar: İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E.2023/127 K.2024/56, 23.02.2024

Dava Türü: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men’i ve Maddi Tazminat

Sonuç: İstinaf esastan REDDEDİLDİ; ilk derece kararı onanarak pasif husumet yokluğundan davanın reddine hükmedildi

Emsal davanın özeti şöyledir: davacı, 36. sınıfta tescilli “finansal ve parasal hizmetler” markasına sahipti ve yeni bir token çıkarma sürecindeydi. Davalı kripto platformu, dava dışı üçüncü bir şirketle imzaladığı 17.10.2022 tarihli arz sözleşmesi kapsamında, davacının markasıyla iltibas yaratacak biçimde benzer bir tokeni platformuna listelemişti. Davacı, delil tespiti yaptırdı, bilirkişi raporunda iltibas ihtimali tespit edildi ve tedbir kararı alındı. Ardından platforma karşı marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve 10.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL itibar tazminatı davası açıldı. Mahkeme davayı reddetti; BAM bu kararı onadı.

Arz Sözleşmesi ve Rol Tanımı: Neden Aracı Sorumlu Tutulamadı?

Kararın birinci kritik kırılımı, arz sözleşmesinin platformun hukuki rolünü nasıl belirlediğiyle ilgilidir. Mahkeme arz sözleşmesini incelediğinde şu tespiti yapmıştır: davalı tarafın platform sağlayıcısı konumunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu tespit son derece önemlidir; zira platforma doğrudan satıcı ya da ihlalci sıfatı yüklenmek yerine listeleme hizmeti sunan aracı statüsü verilmektedir. Aracı statüsü, doğrudan sorumluluk rejimine değil sınırlı sorumluluk rejimine tabi olmayı beraberinde getirir. Bu sınırlı sorumluluk rejiminin tek istisnası, aracının ihlalden haberdar edilmesine rağmen müdahale etmemesidir. Emsal davada ise bu bildirim yapılmamıştır.

“Uyar-Kaldır” Mekanizmasının Eksikliği: Davanın Kaderini Belirleyen İhmal

Kararın ikinci ve en belirleyici kırılımı şudur: mahkeme, davacı tarafın davalı platformu sağlayıcısı olarak ihlale konu ürünün pazarlamasını ve tanıtımını yapmaktan men etmediğini açıkça tespit etmiştir. Bu tek cümle, dava stratejisinin neden baştan yanlış kurulduğunu ortaya koymaktadır.

Emsal Karardan Çıkan Temel Öğreti: “Uyar-Kaldır” Bildirimi Olmadan Platform Sorumlu TutulamazPlatforma karşı doğrudan dava açmak için önce platforma noter kanalıyla men bildirimi iletilmesi ve makul süre içinde müdahale etmemesi beklenmelidir. Bu bildirim yapılmadan platform aleyhine açılan dava pasif husumet yokluğundan reddedilir. Emsal karar bu ilişkiyi tartışmasız biçimde tescillemektedir.

Uyar-kaldır mekanizması, fikri mülkiyet ihlallerinde platformlara yönelik en temel başvuru yoludur. SMK’nın 149. maddesi, marka hakkı sahiplerine ihlale müdahil olmaları için ihtarname yolunu açmaktadır. Platform ihtara rağmen ihlalin sürdürülmesine aracılık etmeye devam ederse, bu noktadan itibaren “bilmeden aracılık” koruması kalkar ve doğrudan sorumluluk zinciri kurulabilir. Davacı bu adımı atmamış; doğrudan tazminat davasına geçmiştir. Bu, davayı ilk mahkemeden kaybetmesinin doğrudan nedenidir.

Delil Tespiti Dosyalarının Taraf Teşkili Krizi

Kararın üçüncü önemli kırılımı, delil tespitinin hukuki değeriyle ilgilidir. Davacı, tek taraflı yaptırdığı delil tespiti çalışmasında marka benzerliği ve iltibas ihtimalini bir bilirkişi raporuyla ortaya koymuştu. Ancak mahkeme kritik bir tespitte bulunmuştur: davalı tarafın bu delil tespiti dosyasının tarafı olmadığı görülmektedir. Bu tespit, delil tespiti raporlarının nasıl kullanılması gerektiğine dair önemli bir uyarı niteliğindedir.

Tek taraflı yaptırılan ve davalının katılmadığı delil tespiti, ihlalin varlığını genel hatlarıyla ortaya koyabilir; ancak sorumluluğun spesifik olarak hangi tarafa ait olduğunu bağlayıcı biçimde ispatlayamaz. Davacının tespiti, “bir yerde ihlal var” demektedir. Mahkemenin sorduğu soru ise “bu ihlali kim yaptı?” sorusudur. Davalı platformun arz sözleşmesi çerçevesinde listeleme yapan bir aracı olduğu ve paylaşımların bizzat davalı tarafça gerçekleştirildiğinin ispat edilemediği ortamda, tek taraflı delil tespiti mahkemeyi ikna etmeye yetmemektedir.

Kripto Sektöründe Marka İhlali Sorumluluk Türleri: Kılavuz Tablo

Kripto Sektöründeki Rol Marka İhlalinden Sorumluluk Türü Doğrudan Tazminat İçin Şart Delil Yükü
Token Üreticisi / Proje Sahibi (Asıl İhlalci) Doğrudan ve kusursuz sorumluluk İhlalin varlığını ispat etmek yeterlidir Marka tescil belgesi + tespiti belgeleyen bilirkişi raporu
Kripto Borsası / NFT Platform (Arz Sözleşmesiyle Aracı) Sınırlı sorumluluk (yer sağlayıcı rejimi) Uyar-kaldır bildirimine rağmen ihlali sürdürmesi zorunludur İhtar tebliği + platformun müdahale etmediğine dair belgeler
Merkeziyetsiz Platform / DeFi Protokolü (Aracı Kurum Olmayan) Çok sınırlı veya belirsiz sorumluluk Aktif yönetim veya denetim yetkisinin ispatı gerekir Protokol yönetimi kaydı, akıllı sözleşme admin yetkisi
NFT Pazar Yeri (Listelemeye Aracılık Eden) Sınırlı sorumluluk (yer sağlayıcı rejimi) Uyar-kaldır bildirimine rağmen listelemeyi kaldırmaması İhtar yazısı + listelemenin sürdüğüne dair ekran tespiti
Reklam Yapan / Tanıtan Taraf (İçerik Üretici) Doğrudan sorumluluk (TBK haksız fiil) Yanıltıcı reklamın varlığı yeterlidir Reklam içeriği + yayın kaydı + ulaşılan kişi sayısı
Kripto Sektöründe Markasını Korumak İsteyen Hak Sahipleri İçin Güvenli Yol Haritası
Kripto Sektöründe Markasını Korumak İsteyen Hak Sahipleri İçin Güvenli Yol Haritası

Kripto Sektöründe Markasını Korumak İsteyen Hak Sahipleri İçin Güvenli Yol Haritası

Emsal kararın çizdiği sınırlar çerçevesinde, kripto platformuna karşı marka davasını kazanmak için şu adımların eksiksiz ve doğru sırayla uygulanması gerekmektedir.

  • 1
    Markanın Tescilli Olduğunun Teyidi ve Sınıf GenişletmeHer şeyden önce tescilli bir markanın olup olmadığı ve hangi sınıflarda tescil yapıldığı doğrulanmalıdır. Kripto projeleri için 36. sınıf (finansal ve parasal hizmetler), 42. sınıf (yazılım ve teknoloji hizmetleri) ve 9. sınıf (yazılım ve dijital ürünler) kritik sınıflardır. Henüz tescil yaptırılmamışsa, ihlal tespit edilmeden önce Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT)‘na başvurarak tescil süreci başlatılmalıdır. Tescilsiz marka SMK’nın sağladığı güçlü korumadan yararlanamaz ve platforma karşı ihtiyati tedbir kararı almak güçleşir.

  • 2
    İhlalin Blokzincir ve Web Tabanlı Delillerle Belgelenmesiİhlal tespit edildiği anda, kripto platformundaki arayüzün ve akıllı sözleşmenin durumu noter e-tespit tutanağıyla sabitlenmelidir. Token adı, logosu, sembolü ve platforma listeleme tarihi kayıt altına alınmalıdır. Blokzincir üzerindeki token sözleşme adresi (contract address) ve ilk ihraç (deploy) tarihini içeren TXID kaydı da delil kataloğuna eklenmelidir. Bu adım emsal kararda eksik bulunan “paylaşımların davalı tarafça yapıldığının sabit olmaması” gerekçesini önceden bertaraf eder: kimin ne zaman ne yaptığı blokzincir kayıtlarıyla tartışmasız biçimde ortaya konur. Bir kripto hukuku avukatı bu teknik delil toplama sürecini adli bilişim uzmanlarıyla koordineli yönetebilir.

  • 3
    Kripto Platformuna “Uyar-Kaldır” İhtarnamesi ÇekilmesiEmsal kararın en kritik öğretisi budur. Platforma dava açmadan önce noter kanalıyla resmi bir “uyar-kaldır” bildirimi iletilmelidir. İhtarname şu unsurları içermelidir: tescilli marka bilgileri ve sınıfı, ihlalin gerçekleştiği platform sayfası ve token adı, iltibas yaratan benzerliğin somut gerekçesi, ihlale konu içeriğin kaldırılması veya token listelemenin sonlandırılması talebi ve makul bir süre (genellikle 7-14 gün). Bu ihtar aynı zamanda KEP üzerinden de gönderilmeli; tebliğ tarihi tartışmasız belgelenmelidir. İhtar gönderilmeksizin platforma karşı açılan dava, emsal kararda görüldüğü üzere pasif husumet yokluğundan reddedilir.

  • 4
    İhtara Yanıt Vermeyen veya İhlali Sürdüren Platforma Karşı Dava Açılmasıİhtar tebliğinden itibaren makul sürenin dolmasına rağmen platform ihlali kaldırmadıysa artık doğrudan sorumluluk zinciri kurulabilir. Bu aşamada iki paralel yol birlikte yürütülmelidir: birincisi, Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde SMK md. 149 kapsamında tecavüzün tespiti ve men davası ile SMK md. 153 kapsamında tazminat davası açmak. İkincisi ise tehlike arz eden durumlarda tedbir kararı talep etmektir. Tedbir kararı, dava sürerken ihlale konu tokenin platformda listelenmesini geçici olarak durdurur ve olası zararın büyümesini engeller. Ayrıca asıl ihlalci olan token üreticisi aleyhine de paralel dava açılmalıdır; zira ona karşı uyar-kaldır ön şartı aranmaz.

  • 5
    Tazminat Hesabının Doğru YapılandırılmasıSMK md. 151 uyarınca tazminat, ihlalcinin elde ettiği kazanç veya marka sahibinin yoksun kaldığı kazanç üzerinden hesaplanabilir. Kripto sektöründe ihlalcinin elde ettiği kazancın tespiti için blokzincir analiz araçları (Chainalysis, Etherscan vb.) işlem hacmi verilerini sağlamaktadır. Bu veriler bağımsız bir mali bilirkişi raporuyla desteklendiğinde güçlü bir tazminat tabanı oluşturur. Emsal davada 10.000 TL “belirsiz alacak” olarak açılan tazminat talebi, ilerleyen aşamalarda artırılabilmekteydi; ancak davanın husumet aşamasını aşamaması bu tartışmayı anlamsız kılmıştır. Kripto para dolandırıcılığı ve marka ihlali davalarında tazminat miktarının doğru hesaplanması, birleşik bir hukuki ve teknik analiz gerektirmektedir.

DeFi ve NFT Platformlarında Özel Sorumluluk Analizi

Emsal karar, merkezi bir kripto borsasını incelemiştir. Peki merkeziyetsiz finans (DeFi) protokolleri ve NFT pazar yerleri söz konusu olduğunda tablo nasıl değişmektedir?

Merkeziyetsiz Platformlarda (DeFi) Sorumluluk Kısıtları

AL Bakışı ekran görüntüsünde de öne çıkan bu konu, kripto marka hukukunun en zorlu alanlarından birini oluşturmaktadır. DeFi protokolleri, merkezi bir yönetim yapısı olmaksızın akıllı sözleşmeler aracılığıyla işler. Bu platformlar doğrudan token ihraç etmez; yalnızca teknolojik altyapı sunar. Dolayısıyla bir DeFi protokolüne marka ihlali gerekçesiyle dava açılabilmesi için önce protokolün fiilen kimin tarafından yönetildiğinin (DAO, kurucu ekip veya vakıf) tespiti, akıllı sözleşme üzerinde admin yetkisine sahip kişi ya da yapıların belirlenmesi ve bu yapıların Türkiye’de hukuki muhatap olup olamayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle DeFi marka davalarında hukuki muhatap zinciri çok daha karmaşık olmakta; teknik ve hukuki analiz birlikte yürütülmek zorundadır.

NFT Pazar Yerlerinde Marka Koruması ve Uyar-Kaldır

OpenSea, Rarible ve Türkiye’de faaliyet gösteren NFT platformları, listeleme taleplerini manuel incelemeksizin otomatik listelerler. Bu yapı onları emsal kararın tespit ettiği anlamda klasik “platform sağlayıcı” konumuna oturtur. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)‘nun NFT ve kripto varlıklara ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde bu platformların SMK md. 149 kapsamındaki bildirim yükümlülükleri giderek netleşmektedir. NFT pazar yerlerine karşı dava açmak isteyen marka sahipleri için uyar-kaldır bildirimi yine zorunlu ilk adım olmaya devam etmektedir; ancak bildirimin ardından platformun kaldırma işlemini geciktirmesi halinde yasal süre kısalmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Bir NFT pazar yerinde tescilli markam izinsiz kullanılırsa platform sorumlu mudur?

İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi’nin 2024/1208 sayılı emsal kararına göre platform sağlayıcılar, uyar-kaldır bildirimine rağmen ihlali sürdürmeleri halinde sorumlu tutulabilir. Ancak ihtiyati tedbir veya tazminat davası açmadan önce platforma noter kanalıyla marka ihlalini bildiren ve kaldırma talep eden resmi bir uyar-kaldır ihtarnamesi çekilmesi zorunludur. Bu ihtar yapılmadan doğrudan açılan dava pasif husumet yokluğundan reddedilir. Emsal davada davacının platforma ihlali durdurması için herhangi bir men talebi yöneltmemiş olması, davanın temel red gerekçesi olmuştur.

Kripto platformlarına marka davası açmadan önce ihtarname çekmek zorunlu mudur?

Yasal olarak katı bir zorunluluk olmasa da İstanbul BAM 2024/1208 sayılı karar bu adımı fiilen zorunlu kılmaktadır. Mahkeme, davacının platforma ihlali durdurmaya yönelik bir men talebi iletmediğini gerekçe yaparak davayı reddetmiştir. Bu nedenle pratik açıdan uyar-kaldır ihtarnamesi çekmeden platforma karşı dava açmak son derece risklidir. Asıl ihlalci olan token üreticisi açısından ise bu ön şart aranmaz; doğrudan dava açılabilir.

2024 tarihli İstanbul BAM kararında marka davasının reddedilme sebebi nedir?

Üç gerekçe birlikte sonucu belirlemiştir: birincisi, davalının 17.10.2022 tarihli arz sözleşmesi uyarınca platform sağlayıcısı (aracı) konumunda olduğunun tespiti; ikincisi, ihlale konu paylaşımların doğrudan davalı platform tarafından yapıldığının ispat edilememesi; üçüncüsü ise davacı tarafın platforma ihlali durdurmaya yönelik herhangi bir uyar-kaldır bildirimi veya men talebi yöneltmemiş olmasıdır. Bu üç unsurun bir arada bulunması, platformun pasif husumet yokluğundan davanın reddedilmesi sonucunu doğurmuştur. Bilirkişi raporunda iltibas ihtimali tespit edilmiş olması da bu reddi önleyememiştir.

Platform sağlayıcı (yer sağlayıcı) kavramı kripto davalarında neleri değiştirir?

Platform sağlayıcı statüsü, tazminat sorumluluğunun koşullarını kökten dönüştürür. Asıl ihlalci için marka ihlalinin varlığı tek başına tazminat sorumluluğu doğurur. Platform sağlayıcı için ise sorumluluk üç koşula bağlıdır: ihlalden haberdar edilmesi (uyar-kaldır bildirimi), makul süre içinde müdahale etmemiş olması ve aktif katkı sağlamış olması. Bu ayrım 5651 sayılı Kanun’daki yer sağlayıcı rejimi ve SMK md. 149 kapsamındaki bildirim mekanizmasıyla örtüşmektedir. Emsal karar bu ayrımı kripto sektörü özeline taşıyan ilk İstanbul BAM içtihadı olma özelliğini taşımaktadır.

Kripto marka ihlali davalarında görevli mahkeme hangisidir?

6769 sayılı SMK’nın 156. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve tazminat davalarında görevli mahkeme Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’dir. Emsal kararda İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görevli mahkeme olarak davayı yürütmüştür. Bu ihtisas mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Kripto marka davalarında yetkili mahkeme ise ihlali gerçekleştiren şirketin merkez adresinin bulunduğu yer veya davacının merkez adresinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Bu Yazı Avukat Tarafından Yazılmıştır

Av. Ahmet Karaca

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No: 92414). Türkiye Barolar Birliği Sicil No: 234456. Kripto para hukuku, blockchain hukuku, fikri ve sınai mülkiyet hukuku, bilişim hukuku ve dijital ticaret hukuku alanlarında uzman. Duke University (DeFi Primitives), Politecnico di Milano (AI and Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programı mezunu. UNICEF & Habitat Derneği sertifikalı eğitmen. Haberler.com köşe yazarı. Udemy Blockchain ve Kripto Para Hukuku eğitiminin hazırlayıcısı.

Kripto marka ihlali davaları, platform sorumluluğu analizi ve SMK kapsamında tazminat stratejisi için: defihukuk.com | LinkedIn: Av. Ahmet Karaca

Yazar Hakkında

Bunlar da ilginizi çekebilir.