Kripto Marka Hükümsüzlüğü | SMK Kötü Niyet BAM Kararı 2026

Kripto Marka Hükümsüzlüğü

Kripto marka hükümsüzlük davası açmadan önce bilinmesi gereken en kritik hukuki gerçek şudur: küresel ölçekte tanınan bir kripto borsası veya Web3 projesinin Türkiye’de başka bir şirket tarafından tescil ettirilmesi, tek başına hükümsüzlük kararı alınmasını sağlamaz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nin 2024/1756 sayılı emsal kararı, kripto para kötü niyetli marka tescili iddialarında iki kritik ispat engeli koymuştur: birincisi, küresel bilinirliğin Türkiye’deki tanınmışlığa dönüştüğünün somut delillerle kanıtlanması; ikincisi, davalının tescili yaparken sırf engelleme ya da haksız kazanç amacı güttüğünün bağımsız delillerle ispatlanması. Bu rehber kripto markasını koruma yollarını ve hükümsüzlük davasında kazanmanın gerçek koşullarını avukatlık deneyimiyle açıklamaktadır.

Kripto marka hükümsüzlük davası, Web3 dünyasının hızlı büyümesiyle birlikte Türk mahkemelerinin gündemine giderek daha fazla taşınan bir fikri mülkiyet uyuşmazlığı türüdür. Dünyaca bilinen bir kripto borsasının veya token projesinin adının Türkiye’de başkası tarafından tescil ettirilerek gerçek sahibinin pazara girişinin engellenmesi, “marka gaspı” olarak tanımlanan bu olgu hem ciddi ticari hem de hukuki krizlere neden olmaktadır. Kripto para kötü niyetli marka tescili davalarında asıl sorun hukuki zeminin kurulmasıdır: küresel bilinirlik otomatik olarak Türkiye’de hak doğurur mu, yoksa tanınmışlığın ayrıca ispat edilmesi mi gerekir? İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi 2024 tarihli kararı bu soruya son derece net bir yanıt vermiştir.

6769 Sayılı SMK Kapsamında Marka Hükümsüzlüğü ve Nisbi Ret Sebepleri

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, tescilli bir markanın hükümsüz kılınabilmesini iki temel başlık altında düzenlemektedir: mutlak red sebepleri ve nisbi red sebepleri. Kripto sektöründe karşılaşılan hükümsüzlük talepleri büyük çoğunlukla nisbi red sebepleri zeminine oturmaktadır; zira mesele iki farklı tarafın marka hakkı çatışmasına dayanmaktadır.

SMK Madde 6 ve Nisbi Red Sebepleri

SMK md. 6/1, önceki tarihli tescilli bir markayla aynı veya benzer işaretin, aynı veya benzer mal ve hizmetlerde tescil başvurusuna itiraz hakkını önceki hak sahibine tanır. Bu hüküm kripto sektörüne şöyle uygulanır: Türkiye’de 36. sınıfta (finansal ve parasal hizmetler) tescilli bir kripto borsası adı, aynı sınıfta yapılacak yeni bir tescil başvurusuna karşı mutlak bir itiraz zemini oluşturur. SMK md. 6/3 ise tescilsiz markalara da sınırlı biçimde koruma tanır: başvuru tarihinden önce ticaret sırasında kullanım yoluyla hak elde edilmişse bu işaret sahibi itiraz hakkına sahiptir. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için Türkiye’deki kullanımın fasılasız, yoğun ve geniş coğrafyalı olduğunun fatura ve katalog gibi somut delillerle ispat edilmesi zorunludur.

SMK Madde 25: Hükümsüzlük Davası

SMK Madde 25 — Hükümsüzlük Davası ve Sonuçları (Özet)
Tescilli bir marka; SMK’daki ret gerekçelerinden birinin varlığı halinde, zarar gören kişinin talebi üzerine mahkeme kararıyla hükümsüz kılınabilir. Kötü niyetle yapılan tescillerde hükümsüzlük davası için 5 yıllık süre sınırı uygulanmaz.

SMK md. 25 kapsamında bir kripto markasının hükümsüzlüğü talep edilebilmesi için temel koşullar şunlardır: önceki tarihli bir hak sahibinin (tescilli marka, tescilsiz ancak ciddi kullanımla hak kazanılmış marka veya tanınmış marka) varlığı; davalı marka ile önceki hak arasında yeterli benzerlik ve mal/hizmet ayniyeti/benzerliğinin bulunması; bu benzerliğin ilgili tüketici kesiminde karıştırılma ihtimali yaratması. Alternatif olarak, davalının markayı kötü niyetle tescil ettirdiğinin somut delillerle ispatlanması da hükümsüzlük zemini oluşturabilir.

Kripto Projelerine Özgü Hükümsüzlük Senaryoları

Token ismi gaspı: bilinen bir kripto projesinin token adının, proje lansmanından önce Türkiye’de tescil ettirilmesidir. Borsa adı gaspı: küresel bir borsanın Türkiye pazarına girmeden önce yerel rakibinin aynı ya da benzer adı tescil ettirmesidir. Cüzdan markası gaspı: tanınmış donanım cüzdanı veya yazılım cüzdanının Türkiye’deki isim hakkının başkasınca tescil edilmesidir. Emsal kararda tam bu son senaryo yaşanmıştır: Singapur merkezli global bir dijital varlık borsasının markası, aynı kripto para sektöründe faaliyet gösteren yerli bir şirket yetkilisi tarafından 36. sınıfta tescil ettirilmiştir.

İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi Kararı Işığında “Kötü Niyet” ve “Küresel Tanınmışlık” Dengesi

Karar Kimlik Bilgileri

Mahkeme: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Esas/Karar: 2022/376 / 2024/1756

Karar Tarihi: 24.10.2024

İncelenen Karar: Bakırköy 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E.2021/302 K.2021/227, 01.12.2021

Dava Türü: Marka Hükümsüzlüğü ve Alan Adı İptali

Sonuç: İstinaf esastan REDDEDİLDİ; ilk derece mahkemesinin ret kararı onanmıştır

Taraflar: Singapur merkezli global dijital varlık borsası (davacı) — Türkiye’de kripto para sektöründe faaliyet gösteren yerli şirket (davalı)

Davanın Arka Planı: Global Borsa ile Yerli Tescil Çatışması

Davacı, 2013 yılında kurulmuş Singapur merkezli global bir dijital varlık borsasıdır. Borsa, WIPO nezdinde 12.12.2017 tarihinde 9, 35, 36, 38, 41 ve 42. sınıflarda marka tescili yaptırmıştır. Türkiye’de 36. sınıfta tescil başvurusu yapılmış, ancak davalının marka tescili nedeniyle bu başvuru reddedilmiştir. Davalı şirket, 31.05.2018 başvuru tarihiyle markayı 35. ve 36. sınıflarda tescil ettirmiştir. Davalı şirketin yetkilisi, aynı zamanda Türkiye’nin tanınmış kripto para borsalarından birinin ortağı ve yönetim kurulu başkanıdır. Davacı, bu durumun kötü niyetin açık göstergesi olduğunu ileri sürmüştür.

Küresel Bilinirlik Türkiye’de Hak Doğurur mu?

Emsal kararın ilk ve en temel tespiti ülkesellik ilkesiyle ilgilidir. Mahkeme şu prensibi açıkça hükme bağlamıştır: marka korumasında markaların ülkeselliği ilkesi geçerlidir; bir hak sahibi markasını hangi ülkede korumak istiyorsa o ülkede tescil başvurusunda bulunması gerekir. Aynı işaretin bir ülkede A kişisi, diğer ülkede B kişisi adına tescilli olması mümkündür. Yurt dışındaki tesciller ve tanınmışlık, Türkiye’de hak sahipliği doğurmaz.

Türkiye’nin taraf olduğu 1883 tarihli Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesi ve TRIPS Sözleşmesi’nin 16. maddesi kapsamında istisnai bir koruma mevcuttur: Türkiye’de tescilsiz bile olsa tanınmış marka statüsü kazanılmışsa bu korumadan yararlanılabilir. Ancak bu korumadan yararlanmanın koşulu nettir: davalının marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olunduğunun somut delillerle ispatlanması zorunludur.

Emsal davada mahkeme, davacının tanınmışlık iddiasını destekleyen delilleri tek tek değerlendirmiştir: Türkçe web sayfalarının varlığı, Ekşi Sözlük’teki kullanıcı yorumları, sektörel haberler ve WIPO tescili. Bu unsurların hiçbiri tek başına Türkiye’de ciddi kullanım ve tanınmışlık için yeterli kabul edilmemiştir. Kararda vurgulanan kritik tespit şudur: davacıya ait internet sitesine Türk vatandaşlarınca erişim sağlanabilmesi, markanın Türkiye’de kullanımı olarak değerlendirilemez. Türkçe linklerin bulunması, marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ticari faaliyetin varlığını kanıtlamaz.

2024 BAM Kararının Net Mesajı: Erişilebilirlik Tanınmışlık DeğildirGlobal bir kripto borsasının web sitesine Türkiye’den erişilebilmesi, sosyal medyada Türk kullanıcıların yorum yapması veya birkaç Türk teknoloji sitesinde haber çıkması, marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de tanınmışlık için yeterli delil değildir. Fatura, Türkiye’ye yönelik reklam harcaması, Türkiye pazarına özgü sözleşme ve müşteri verisi gibi somut ticari deliller zorunludur.

Hükümsüzlük Davalarında İspat Yükü: Kötü Niyetin Üç Somut Unsuru

Emsal kararın ikinci kritik kırılımı, kötü niyet kavramının içeriğine ilişkindir. Mahkeme, yerleşik Yargıtay içtihadına atıfla kötü niyetin kapsamını kesin hatlarıyla belirlemiştir. Buna göre kötü niyetli marka tescilinden söz edebilmek için şu üç durumdan birinin somut delillerle ispat edilmesi zorunludur.

Birincisi, pazarı kapatma kastı: marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan ziyade başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla hareket etmesi. İkincisi, şantaj ve haksız kazanç: tescil yoluyla gerçek hak sahibinden haksız para koparmaya çalışmak ya da lisans bedeli talep etmek. Üçüncüsü, güven ilişkisinin kötüye kullanımı: vekâlet, bayilik, distribütörlük, acentelik vb. ilişkiler nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranmak.

Emsal davada davacı, davalının aynı kripto sektöründe faaliyet göstermesinin ve marka sahibinin tanınmış bir borsanın yöneticisi olmasının kötü niyetin kendiliğinden kanıtı olduğunu savunmuştu. BAM bu argümanı reddetmiştir. Kararda açık biçimde belirtildiği üzere: tescilin tek başına kötü niyetin emaresi olarak kabul edilemeyeceği; bunun dışında kötü niyetin ispatına dair az yukarıda sayılanlara benzer karine teşkil edecek bir davranışta bulunduğuna dair somut delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Başka bir deyişle, sektör bilgisi ve yakınlığı kötü niyeti otomatik olarak ispat etmez.

İlk Derece Mahkemesi Gerekçesinin Denetimi

BAM, inceleme kapsamını HMK md. 355 uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı tutmuştur. Davacı istinaf dilekçesinde üç temel argüman öne sürmüştür: bilirkişi heyetinin tanınmışlık yönünde görüş bildirdiği, SMK md. 6/6’nın ticaret unvanı çekirdek unsuru bakımından uygulanması gerektiği ve kötü niyetin ayrıca tanınmışlıktan bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği. BAM bu argümanların hiçbirini yerinde bulmamıştır.

Bilirkişi raporlarına ilişkin değerlendirmede mahkeme, bilirkişi görüşlerinin delilleri yorumlayan teknik kanaatler olduğunu; ancak asıl değerlendirmenin dosyaya sunulan somut delillerin bütünü üzerinden yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bilirkişi raporunda “sektörel bazda bilinen marka” ifadesi kullanılmış olsa da bu tespit, Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka standardını karşılamamaktadır. Tanınmışlık, sektör profesyonelleri arasındaki bilinirlikten öte, Türk tüketici kitlesinin geniş kesiminde tanınan bir marka olmayı gerektirmektedir.

Kripto Marka Hükümsüzlüğünde İspat Rehberi
Kripto Marka Hükümsüzlüğünde İspat Rehberi

Kripto Marka Hükümsüzlüğünde İspat Rehberi: Durum, Hukuki Karşılığı ve BAM 2024’e Göre İspat Şartı

İddia Edilen Durum Hukuki Karşılığı BAM 2024 Kararına Göre İspat Şartı Yeterli midir?
Markam globalde çok ünlü (WIPO tescilli, 100+ ülkede kayıtlı) Tanınmış marka koruması (SMK md. 6/4) Türkiye’deki tanınmışlık ayrıca ispatlanmalı: Türkiye’ye yönelik ticari faaliyet, Türk müşteri verisi, Türkiye reklam harcaması Tek başına yeterli değil
Web sitem Türkçe ve Türkiye’den erişilebiliyor Tescilsiz kullanımla öncelik hakkı (SMK md. 6/3) Türkiye’de fasılasız, yoğun ve geniş coğrafyalı kullanım: fatura, sözleşme, Türkiye bazlı satış verisi zorunlu Tek başına yeterli değil
Davalı aynı sektörde çalışıyor ve markamı biliyor olmalı Kötü niyet iddiası (SMK md. 6/9) Pazarı kapatma kastı veya şantaj amacı veya güven ilişkisinin kötüye kullanımının somut delille ispatı gerekir Sektörel bilgi tek başına yeterli değil
Bilirkişi raporunda sektörel bilinirlik tespit edildi Teknik kanaat — mahkeme bağlı değil Sektörel bilinirlik + Türkiye’deki aktif ticaret + tanınmışlık delilleri bütünü birlikte değerlendirilmeli Tek başına yetersiz
Davalı .com.tr alan adını da tescil ettirdi Alan adı iptali talebi (SMK + İnternet Kanunu) Marka hükümsüzlüğünün kabulü halinde otomatik iptal; marka talebi reddedilirse alan adı talebi de düşer Marka talebine bağlı
Tescil kötü niyetle yapıldı ve 5 yıl geçti SMK md. 25/4 — Süresiz dava hakkı Kötü niyetin üç somut unsurundan birinin ispatı; ispat edilirse 5 yıllık süre kalkar Kötü niyet ispatlanırsa her zaman açılabilir

Kripto Girişimlerinin Markalarını Küresel ve Yerel Ölçekte Korumasının 4 Altın Kuralı

Emsal kararın en güçlü öğretisi şudur: marka gaspına maruz kaldıktan sonra hükümsüzlük davası kazanmak, önlem alarak gaspı önlemekten çok daha güç ve maliyetlidir. Kripto projelerinin marka stratejilerini nasıl kurmaları gerektiğini dört temel kural çerçevesinde ele alıyorum.

  • 1
    Proje İsmi Belirlenir Belirlenmez Eş Zamanlı Türkiye ve WIPO TesciliEmsal davada yaşanan krizin tek önlemi, davacı küresel borsanın Türkiye’deki tescil başvurusunu yapmadan önce davalının aynı markayı tescil ettirmesiydi. Bu gecikme tüm hukuki sürecin temel nedenidir. Kripto projeleri için token veya platform adı belirlenir belirlenmez, en geç White Paper yayımından önce Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde Türkiye tescil başvurusu yapılmalıdır. Eş zamanlı olarak WIPO Madrid Protokolü kapsamında uluslararası başvuru yapılması, global projenin hedeflediği tüm ülkelerde aynı anda marka zırhı oluşturur. Madrid Protokolü, 130’dan fazla ülkeyi tek bir başvuruyla kapsayan maliyet etkin bir araçtır ve kripto projeleri için vazgeçilmez bir koruma mekanizmasıdır.

  • 2
    Kripto Ekosistemi İçin Doğru Nice Sınıflarının SeçilmesiMarka tescilinin değeri, seçilen sınıfların kapsamıyla doğru orantılıdır. Emsal karardaki davacı WIPO başvurusunu 9, 35, 36, 38, 41 ve 42. sınıflarda yapmıştı; Türkiye başvurusu ise 36. sınıfta reddedildi. Kripto projeleri için zorunlu minimum sınıflar şunlardır: 9. sınıf (blokzincir yazılımları, cüzdan uygulamaları, donanım cüzdanları), 36. sınıf (finansal ve parasal hizmetler, kripto varlık alım satım hizmetleri, dijital cüzdan yönetimi), 38. sınıf (blokzincir ağ hizmetleri, veri iletim hizmetleri), 42. sınıf (yazılım geliştirme, akıllı sözleşme hizmetleri, SaaS). Öte yandan 35. sınıf (reklamcılık ve iş yönetimi) ve 41. sınıf (eğitim ve yayıncılık) NFT ve içerik odaklı projelerde ek koruma sağlar.

  • 3
    TÜRKPATENT Bültenlerinin Düzenli Marka İzleme ile Takip EdilmesiTescil başvurusu yaptıktan sonra iş bitmez. TÜRKPATENT Resmi Marka Bülteni’nde her ay yüzlerce yeni tescil başvurusu yayımlanmaktadır. Markanızla fonetik veya görsel benzerlik taşıyan başvuruların tespit edilmesi ve iki aylık itiraz süresi içinde gerekçeli itiraz dilekçesinin sunulması, hükümsüzlük davasından çok daha hızlı ve az maliyetli bir koruma mekanizmasıdır. Bu takip görevi, marka izleme hizmeti sunan bir kripto hukuku avukatı ya da uzman fikri mülkiyet bürosu aracılığıyla otomatikleştirilebilir. Emsal davada davacının iki aylık itiraz süresini kullanmaması, kararı önemli ölçüde etkileyen bir faktör olarak mahkeme tarafından da kayıt altına alınmıştır.

  • 4
    Marka Gaspı Tespit Edildiğinde Kötü Niyet Delillerini Derhal ToplamakBir marka gaspıyla karşılaşıldığında, hükümsüzlük davasını kazanmanın yolu kötü niyet delillerini hızla ve eksiksiz toplamaktan geçmektedir. Bu delillerin üç kategoride belgelenmesi gerekir: pazarı kapatma kastının göstergeleri (davalının dava açılmadan önce lisans bedeli teklif etmesi, markayı satışa sunması), taraflar arasındaki ticari ilişki (varsa eski ortaklık, distribütörlük, acentelik sözleşmeleri), davalının marka tescil başvurusu tarihinde öne çıkan markanın varlığından haberdar olduğunu gösteren kayıtlar (sosyal medya takipleri, konferans katılım kayıtları, sektör yayınları). Bunlara ek olarak, Türkiye’deki tanınmışlığı destekleyen deliller de aynı anda toplanmalıdır: Türkiye’ye yönelik vergi kayıtları, Türk müşteri sözleşmeleri, Türkiye’de düzenlenen etkinlik sponsorlukları. Bu süreçte SMK md. 25/4’ün sunduğu kritik avantaj göz ardı edilmemelidir: kötü niyetin ispatı halinde 5 yıllık süre sınırı kalkar ve her zaman dava açılabilir.

Hükümsüzlük Davasında Süre Rejimi ve Kötü Niyetin Özel Statüsü

SMK md. 25/3 uyarınca marka hükümsüzlük davası genel kural olarak tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; dolayısıyla mahkemece resen gözetilir. Yalnızca gerçek hak sahipliği iddialarına dayalı hükümsüzlük taleplerinde bu süre geçirilmişse dava esastan incelenmeden reddedilebilir.

Ancak SMK md. 25/4, kripto marka gaspı davalarında son derece stratejik bir istisna yaratmaktadır: tescil kötü niyetle yapılmışsa bu 5 yıllık süre uygulanmaz. Bu istisna iki kritik sonuç doğurmaktadır: birincisi, kötü niyetin ispatı yalnızca esasa ilişkin bir avantaj değil, aynı zamanda zamanaşımı engelini aşmanın tek hukuki yoludur. İkincisi, davacının kötü niyeti ispat etmesi halinde tescilden yıllar sonra bile hükümsüzlük davası açılabilmektedir.

Bu düzenleme, kripto sektörüne özgü önemli bir pratik sonuç doğurmaktadır: markanızın Türkiye’de başkasınca tescil ettirildiğini geç fark ettiyseniz ve 5 yıl geçmişse, davanızı kazanmanın tek yolu kötü niyeti ispat etmektir. Bu yüzden kötü niyet delillerini toplama çalışması, hükümsüzlük davasını açmadan önce tamamlanması gereken en kritik hazırlık adımıdır.

Hükümsüzlük davalarında görevli mahkeme SMK md. 156/1 uyarınca Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’dir. Bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Kripto para dolandırıcılığı ve marka gaspı vakalarında delil tespiti ve ihtiyati tedbir kararları, hükümsüzlük davası öncesinde ayrıca talep edilebilen koruyucu mekanizmalardır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Bir kripto parasının ismini Türkiye’de başkası tescil ettirirse ne yapılabilir?

İki temel yol mevcuttur. Tescil süreci henüz devam ediyorsa TÜRKPATENT Resmi Marka Bülteni’nde yayımından itibaren 2 ay içinde gerekçeli itiraz dilekçesi sunulabilir. Tescil tamamlanmışsa SMK md. 25 kapsamında marka hükümsüzlük davası açılmalıdır. İstanbul BAM 44. HD’nin 2024/1756 sayılı emsal kararı uyarınca, Türkiye’de tescilsiz bir kripto markasının yurt dışındaki ünü tek başına hükümsüzlük kararı için yeterli değildir. Bu ünün Türkiye’de tanınmışlığa dönüştüğünün somut delillerle ve kötü niyetin üç kategorisinden birinde ispat edilmesi şarttır. Marka izleme hizmeti alınması, bu yola girmeden önleyici korumanın en etkin yoludur.

Kripto marka hükümsüzlük davalarında “kötü niyet” nasıl ispatlanır?

İstanbul BAM 44. HD 2024/1756 sayılı kararında benimsenen kritere göre kötü niyetli marka tescilinden söz edebilmek için şu üç durumdan birinin somut delillerle ispatlanması gerekir: başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla tescil yapılması (pazarı kapatma kastı), marka tescili yoluyla haksız para koparmaya çalışmak (şantaj veya tazminat tuzağı), vekâlet, bayilik, distribütörlük, acentelik gibi güven ilişkisi içindeyken bu güvene aykırı davranmak. Salt sektörde faaliyet göstermek veya markadan haberdar olmak kötü niyetin otomatik kanıtı sayılmaz; somut eylem veya amaç belgelenmelidir.

İstanbul BAM’ın 2024 tarihli kararına göre uluslararası tanınmışlığın sınırı nedir?

Kararda açıkça hükme bağlanan prensip şudur: bir markanın yurt dışındaki ülkelerde tanınmış olması veya WIPO nezdinde tescilli olması, o markanın Türkiye’de Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğu anlamına gelmez. Türkiye’de tescilsiz markaların tanınmışlık korumasından yararlanabilmesi için, davalının başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun fatura, Türkiye’ye yönelik reklam harcaması, Türk müşteri sözleşmeleri ve Türkiye bazlı satış verileriyle ispatlanması gerekir. Web sitesine Türkiye’den erişim, sosyal medya yorumları ve sektörel haberler yetersiz kabul edilmiştir.

Kripto projeleri için marka tescili yaptırırken hangi sınıflar seçilmelidir?

Kripto ve Web3 projeleri için zorunlu minimum dört sınıf: 9. sınıf (blokzincir yazılımları, cüzdan uygulamaları), 36. sınıf (finansal ve parasal hizmetler, kripto alım satım hizmetleri), 38. sınıf (blokzincir ağ hizmetleri, veri iletimi), 42. sınıf (yazılım geliştirme, akıllı sözleşme hizmetleri, SaaS). Emsal kararda davacı WIPO başvurusunu 9, 35, 36, 38, 41 ve 42. sınıflarda yapmış, Türkiye’de ise 36. sınıfta reddedilmişti. NFT ve içerik odaklı projelerde 41. sınıf (eğitim ve yayıncılık) ile 35. sınıfın (reklamcılık ve iş yönetimi) eklenmesi önerilir.

Marka hükümsüzlüğü davası açma süresi kaç yıldır, kötü niyet halinde süre sınırı var mıdır?

SMK md. 25/3 uyarınca genel kural olarak marka hükümsüzlük davası tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür. Ancak SMK md. 25/4 kritik bir istisna getirmektedir: tescil kötü niyetle yapılmışsa 5 yıllık süre sınırı uygulanmaz ve her zaman hükümsüzlük davası açılabilir. Bu nedenle kripto marka gaspı vakalarında kötü niyetin ispat edilmesi, yalnızca esasa ilişkin bir avantaj değil; aynı zamanda 5 yıllık süreyi ortadan kaldıran ve geç fark edilen gaspların önünü açan bir usul silahıdır.

Bu Yazı Avukat Tarafından Yazılmıştır

Av. Ahmet Karaca

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No: 92414). Türkiye Barolar Birliği Sicil No: 234456. Kripto para hukuku, blockchain hukuku, fikri ve sınai mülkiyet hukuku, uluslararası marka regülasyonları ve bilişim hukuku alanlarında uzman. Duke University (DeFi Primitives), Politecnico di Milano (AI and Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programı mezunu. UNICEF & Habitat Derneği sertifikalı eğitmen. Haberler.com köşe yazarı. Udemy Blockchain ve Kripto Para Hukuku eğitiminin hazırlayıcısı.

Kripto marka hükümsüzlük davası, kötü niyetli tescil ve Web3 marka koruması stratejisi için: defihukuk.com | LinkedIn: Av. Ahmet Karaca

Yazar Hakkında

Bunlar da ilginizi çekebilir.