Siber Saldırı Zayi Belgesi Davası | Kripto Fidye Rehberi 2026

Siber Saldırı Zayi Belgesi Davası

Şirket sistemlerine yönelik siber saldırı (ransomware/hack) sonucu e-defter ve ticari kayıtların şifrelenmesi ya da yok edilmesi halinde zayi belgesi davası açılması zorunludur. TTK md. 82/7 uyarınca bu dava 30 gün içinde yetkili asliye ticaret mahkemesinde açılmalıdır. Ancak hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi yargıda sıklıkla tartışma konusu olmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 2023/761 sayılı emsal kararı; sürenin savcılığa şikayet tarihinden değil, GİB’e başvuru ve ikincil örnek temini girişimlerinin tamamlanmasından sonra işlemeye başlayacağına işaret etmektedir. Bu rehber siber saldırı sonrası e-defter zayi belgesi davası sürecini, kripto fidye hukuki sonuçlarını ve şirketlerin atması gereken kriz adımlarını avukatlık perspektifinden ele almaktadır.

Siber saldırı ve e-defter zayi belgesi davası, Türkiye’de her geçen yıl daha fazla şirketin karşılaştığı kritik bir hukuki sorun haline gelmektedir. Fidye yazılımı (ransomware) saldırıları, şirketlerin yıllarca biriktirdiği e-defter, e-fatura, e-beyanname ve ticari muhasebe kayıtlarını tek bir gecede erişilemez kılabilmektedir. Bu yalnızca bir IT felaketi değildir; aynı zamanda vergi hukuku, ticaret hukuku ve ceza hukuku boyutlarıyla çok katmanlı bir hukuki kriz anlamına gelmektedir. Kripto fidye siber saldırı davasında şirketin hangi sırayla ne yapması gerektiğini bilmek, hem ağır vergi cezalarını hem de mahkemede hak kaybını önlemenin tek yoludur.

Elinizdeki bu rehber, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin gerçek bir ransomware vakasından doğan ve ülkemizde bu alanda referans niteliği taşıyan 2023/761 sayılı emsal kararını merkeze alarak hazırlanmıştır. Hem kurumsal hukuk departmanlarına hem de bu süreçle yüz yüze gelen şirket yöneticilerine yönelik yazılmıştır.

Siber Saldırı Sonucu Ticari Defterlerin Kaybı ve Zayi Belgesi İhtiyacı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 82. maddesi, her tacirin ticari defterlerini ve ilgili belgeleri on yıl süreyle saklamasını zorunlu kılmaktadır. Bu yükümlülük yalnızca kâğıt defterleri değil; e-defter, e-fatura ve e-beyanname gibi dijital formatları da kapsamaktadır. Yükümlülüğün yerine getirilememesi halinde vergi idaresi re’sen vergi tarhiyatı yapabilir, ağır para cezaları uygulayabilir ve şirket yöneticileri hakkında hapis cezasını da içeren idari ve cezai yaptırımlar gündeme gelebilir.

Mücbir Sebep Olarak Siber Saldırı

Peki bir şirket, kendi kusuru olmaksızın bu yükümlülüğü yerine getiremezse ne olur? TTK md. 82/7 bu durumu düzenlemiştir: sakınması elinde olmayan bir sebep yüzünden defter veya belgeleri zayi olan tacir, zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün (5 Temmuz 2022 sonrasında 7417 sayılı Kanun ile 30 güne çıkarılmıştır) içinde yetkili asliye ticaret mahkemesine başvurarak zayi belgesi alabilir. Bu belge, taciri defter ibraz edememenin yol açacağı tüm hukuki ve cezai sonuçlardan korur.

Siber saldırı, Vergi Usul Kanunu anlamında da mücbir sebep kapsamında değerlendirilebilecek bir olaydır. Bilgisayar sistemlerinin dışarıdan izinsiz erişimle ele geçirilmesi ve verilerin şifrelenmesi, tacirin kendi iradesi dışında gelişen ve makul önlemlerle engellenemeyen bir durumdur. Bu hukuki nitelendirme, zayi belgesi talebinin dayanağını oluşturur.

E-Defterlerde Özel Düzenleme: Elektronik Defter Genel Tebliği

Kâğıt defterlerin ötesinde, e-defter tutanlar için ek bir mevzuat katmanı mevcuttur. 19.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3 Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliği’nin 4.4.1-e maddesi; elektronik ortamda tutulan defterlerin, virüs, siber saldırısı ve benzeri teknolojik ataklara karşı tedbir amacıyla ikincil kopyalarının Gelir İdaresi Başkanlığı (GIB) sistemlerinde ya da GİB tarafından yetkilendirilmiş güvenli saklamacı kuruluşlarda saklanmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu zorunluluk, Ocak 2020’den itibaren geçerlidir.

Aynı tebliğin 7.1. maddesi ise e-defterlerin mücbir sebep halleriyle zayi olması durumunu ayrıca düzenlemektedir: söz konusu durumların öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde ticari işletmenin bulunduğu yetkili mahkemeye başvurarak zayi belgesi talep edilebilir. Zayi belgesi alınmasının ardından durum GİB’e yazılı olarak bildirilmeli, GİB’in talep ettiği bilgi ve belgeler sunulmalı ve GİB’in yazılı izniyle e-defter kayıtları yeniden oluşturularak sisteme yüklenmelidir.

Bu iki düzenlemenin birlikte okunması kritik bir sonuç doğurmaktadır: şirketi siber saldırıdan koruyacak hukuki süreç, hem TTK md. 82 hem de EDGT md. 7.1 kapsamında yürütülmek zorundadır. Bu süreçlerin herhangi birinde yapılan gecikme ya da usul hatası, tüm savunma zırhını devre dışı bırakabilir. Kripto para ve bilişim hukuku alanında uzman bir kripto hukuku avukatı desteği bu nedenle kritik önem taşır.

İstanbul 12. Hukuk Dairesi’nin Emsal İstinaf Kararı Analizi

Karar Kimlik Bilgileri

Mahkeme: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Esas/Karar: 2023/281 / 2023/761

Karar Tarihi: 16.05.2023

İncelenen Karar: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E.2022/516 K.2022/829, 26.12.2022

Dava Türü: Zayi Belgesi Verilmesi (İstinaf)

Davanın Arka Planı: Bir Ransomware Vakası

Davaya konu olayda bir şirketin ticari faaliyetlerine ilişkin tüm kayıtları, defterleri ve belgeleri bilgisayar ortamında tutulmaktaydı. Bilinmeyen kişiler şirketin sistemini hackledi ve tüm dosyaları şifreledi. Saldırganlar not defteri programı üzerinden şirketle iletişime geçerek 200 dolar karşılığı 0,01018882 Bitcoin ödenmesi halinde şifre çözücü yazılımın (decrypter) verileceğini iletti. Şirket ödemeyi yaptı; ancak saldırganlar yalnızca 5 MB altındaki dosyaları açtı ve daha büyük boyutlu dosyalar için ek ödeme talep etti. Şirket, vergi dairesine sunulması gereken beyanname ve defterlere erişemediğinden ciddi bir hukuki açmazla karşı karşıya kaldı.

Şirket 13.06.2022 tarihinde saldırıya uğramış, 20.06.2022 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ve 29.08.2022 tarihinde zayi belgesi davası açmıştır.

Hak Düşürücü Süre Ne Zaman Başlar?

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, ilk incelemesinde davacının savcılığa şikayet tarihi olan 20.06.2022’yi “zıyaı öğrenme tarihi” olarak kabul etmiş ve bu tarihten itibaren 30 günlük hak düşürücü sürenin dolduğunu gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir.

Bu karar görünürde mantıklı görünse de hukuken son derece sorunludur. Siber saldırı vakalarında şirket, saldırının gerçekleştiğini genellikle anında öğrenir; ancak verilerin geri kazanılıp kazanılamayacağı günler hatta haftalar içinde netleşir. Pek çok şirket, adli bilişim uzmanları aracılığıyla veriyi kurtarmayı dener, GİB sistemlerinden ikincil kopya almaya çalışır ya da saldırganlarla müzakere sürecine girer. Tüm bu aşamalar tamamlanmadan “zıyaın kesinleştiği” anın tespit edilmesi mümkün değildir.

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi bu temel hukuki hatayı saptayarak ilk derece kararını kaldırmıştır. Kararda mahkemeye şu soruların sorulması gerektiği vurgulanmıştır: hangi yıl/dönem e-defterleri için zayi belgesi talep edildiği, davacı şirketin GİB’e veya yetkili entegratöre e-defterlerin ikincil örneklerini temin etmek amacıyla başvurusu bulunup bulunmadığı ve eğer başvuru yapıldıysa bu başvuruya ne yanıt verildiği. Yalnızca bu soruların yanıtlanmasından sonra hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı tarihin belirlenebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu karar, bilişim hukuku açısından son derece önemli bir içtihat değeri taşımaktadır. “Zıyaı öğrenme” kavramı siber saldırı vakalarında artık çok boyutlu bir değerlendirmeyi gerektirmektedir.

GİB Başvurusu ve İkincil Örneklerin Önemi

BAM kararının ikinci kritik hukuki kırılımı, GİB başvurusunun yargı sürecindeki rolüne ilişkindir. Mahkeme, ilk derece yargılamasında şu araştırmanın yapılmadığını tespit etmiştir: davacı şirketin e-defter ve beratlarının tebliğe uygun biçimde GİB sistemlerinde ikincil olarak saklanıp saklanmadığı ve bu ikincil örneklerin temin edilip edilemeyeceği konusunda GİB’e bir başvuru yapılıp yapılmadığı.

Bu tespit, şirketler açısından hayati pratik sonuçlar doğurmaktadır. Eğer e-defterler GİB ya da yetkili entegratörde yedekli biçimde saklanıyorsa saldırı sonrası yapılacak ilk adım bu kopyaların temin edilmesidir. Kopyalar temin edilebiliyorsa zayi belgesi davası açılmasına gerek bile kalmayabilir. Kopyaların temin edilememesi durumunda ise bu olumsuz yanıt belgesi, mahkemede hem hak düşürücü sürenin başlangıcı hem de zıyaın tescili bakımından kritik bir delil işlevi görür.

Daha da önemlisi, EDGT’nin zorunlu ikincil saklama yükümlülüğüne (Ocak 2020 itibarıyla zorunlu) rağmen bazı şirketler bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olabilir. Bu durumda şirketin hem zayi belgesi sürecinde hem de olası bir vergi incelemesinde ciddi savunma güçlüğü yaşayacağı öngörülmelidir. Siber güvenlik yükümlülükleri ile vergi uyumu arasındaki bu kritik bağ, kurumsal hukuk departmanlarının önleyici hukuk kapsamında değerlendirmesi gereken öncelikli bir risktir.

E-Defteri Hacklenen Şirketlerin Adım Adım Yapması Gerekenler
E-Defteri Hacklenen Şirketlerin Adım Adım Yapması Gerekenler

E-Defteri Hacklenen Şirketlerin Adım Adım Yapması Gerekenler (Kriz Yönetimi)

Siber saldırı, hem IT hem hukuk departmanlarının saatler içinde koordineli hareket etmesini gerektiren bir kriz senaryosudur. Aşağıdaki adımların doğru sırayla ve eksiksiz uygulanması, hem veriyi kurtarma şansını artırır hem de hukuki savunma zırhını sağlam tutar.

  • 1
    Siber Saldırının Tespiti ve Dijital Delillerin Güvence Altına AlınmasıSaldırının fark edildiği anda etkilenen sistemler ağdan izole edilmeli, saldırı öncesi ve sırası log kayıtları değiştirilemez biçimde yedeklenmeli ve mümkünse sistem imajı alınmalıdır. Şifreli dosyaların üzerine yazılmaması, saldırganların bıraktığı fidye notlarının ve iletişim kayıtlarının ekran görüntüleriyle belgelenmesi kritik önem taşır. Bu adım, hem savcılık soruşturmasının hem de mahkemedeki bilirkişi incelemesinin temelini oluşturacaktır. Fidye yazılımının teknik özelliklerini, şifreleme yöntemini ve saldırganların iletişim kanallarını belgeleyen bir adli bilişim uzmanı raporu bu aşamada hazırlatılmalıdır.

  • 2
    Cumhuriyet Başsavcılığına Siber Suç Duyurusunda BulunulmasıSaldırının tespitinden sonra yapılacak ilk resmi işlem Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusudur. TCK md. 243 (bilişim sistemine girme), md. 244 (sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme) ve md. 245/A (yasadışı çıkar sağlamak amacıyla şifreleme) kapsamında suç duyurusunda bulunulmalıdır. Savcılık soruşturma dosya numarası, hem zayi belgesi davasında hem de vergi idaresine yapılacak başvurularda resmi bir belge niteliği taşır. Ancak saldırı tarihini bu şikayet tarihiyle özdeşleştiren ilk derece mahkemelerinin yanıldığını BAM kararı net biçimde ortaya koymuştur; bu nedenle suç duyurusu, sürenin başlangıç noktası olarak değil sürecin tamamlayıcı bir belgesi olarak konumlandırılmalıdır.

  • 3
    GİB’e Başvurarak E-Defter İkincil Örneklerinin Talep EdilmesiBAM kararının emsal değeri tam olarak bu noktada açığa çıkmaktadır. Zayi belgesi davası açılmadan önce Gelir İdaresi Başkanlığı‘na yazılı başvuru yapılarak etkilenen dönemlere ait e-defter ve berat dosyalarının ikincil örneklerinin temin edilmesi talep edilmelidir. Bu başvuruya GİB’in vereceği yanıt son derece belirleyicidir: ikincil örnekler mevcutsa doğrudan temin edilerek kriz büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. İkincil örnekler temin edilemiyorsa bu olumsuz yazı, mahkemede hak düşürücü sürenin başlangıcını belgelemek açısından hayati bir delil işlevi görür.

  • 4
    Hangi Dönem E-Defterlerinin Etkilendiğinin Tespit EdilmesiBAM kararında mahkemenin sorması gereken sorulardan biri “hangi yıl e-defterleri için zayi belgesi istenildiğidir.” Zayi belgesi talebi dönem bazında yapılır; dolayısıyla hangi yılların etkilendiğinin teknik rapor ve GİB kayıtlarıyla ortaya konması gerekir. Bu tespit hem dava dilekçesinin kapsamını belirler hem de hak düşürücü sürenin hangi dönemden itibaren işlediğini somutlaştırır.

  • 5
    Yetkili Asliye Ticaret Mahkemesinde Zayi Belgesi Davasının AçılmasıGİB başvurusunun tamamlanmasının ardından, ikincil örneklerin temin edilemediğinin tescil edildiği anda 30 günlük hak düşürücü süre işlemeye başlar. Bu süre içinde şirketin ticari işletmesinin bulunduğu yerdeki yetkili asliye ticaret mahkemesinde zayi belgesi davası açılmalıdır. Dava dilekçesine; adli bilişim raporu, savcılık soruşturma numarası, GİB’e yapılan başvuru ve yanıtı, etkilenen dönemler listesi ve teknik delil belgeleri eklenmelidir. Mahkeme davayı esastan inceler, gerekirse bilirkişi raporu alır ve zayi belgesini verir.

Siber Saldırı Sonrası Hukuki Süreçler: Yasal Süreler ve Görevli Kurumlar

Hukuki Adım Yasal Süre Görevli Kurum / Mahkeme Dayanak
Siber Suç Duyurusu Derhal (saldırı tespitinde) Cumhuriyet Bash Savcılığı TCK md. 243, 244, 245/A
GİB’e İkincil Örnek Başvurusu En kısa sürede (zayi belgesi öncesi) Gelir İdaresi Başkanlığı EDGT md. 4.4.1-e, 7.1
Zayi Belgesi Davası Zıyaın kesinleşmesinden itibaren 30 gün Yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi TTK md. 82/7; EDGT md. 7.1
Zayi Belgesiyle GİB Bildirimi Zayi belgesi alınmasından sonra derhal Gelir İdaresi Başkanlığı EDGT md. 7.1
E-Defterlerin Yeniden Yüklenmesi GİB yazılı izninden sonra GİB E-Defter Uygulaması EDGT md. 7.1
Kişisel Veri İhlali Bildirimi (KVKK) 72 saat içinde Kişisel Verileri Koruma Kurumu KVKK md. 12; GDPR Art. 33
Kritik Uyarı: Yukarıdaki tüm adımlar senkronize biçimde yürütülmelidir. Özellikle zayi belgesi davasının açılmasından önce GİB başvurusunun tamamlanmamış olması, hem hak düşürücü süre itirazına hem de davanın esastan reddine zemin hazırlayabilir. Emsal BAM kararı bu riski açıkça göstermiştir.

Kripto Fidye (Ransomware) Ödemek Şirketi Hukuki Sorumluluktan Kurtarır mı?

Davaya konu olaydaki şirket 200 dolar karşılığı Bitcoin ödeme yapmıştı. Bu seçim pek çok şirketin saldırı anında içgüdüsel olarak başvurduğu bir yoldur. Ancak kripto fidye ödemesinin hukuki sonuçları, şirketlerin genellikle beklemediği karmaşıklıkta bir tablo ortaya koymaktadır.

Fidye Ödemesi Veriyi Kurtarır mı?

Teknik gerçeklik açıktır: fidye ödenmesi, verilerin geri kazanılacağını garanti etmez. Davaya konu olayda saldırganlar yalnızca 5 MB altındaki dosyaları açmış ve daha büyük dosyalar için ek ödeme talep etmiştir. Bu, fidye yazılımı operatörlerinin yaygın taktiklerinden biridir. Ödeme yapıldıktan sonra şirketi bir sonraki talebe zorlamak için kısmi çözüm sunulur. Fidye ödemek kötü aktörlere güvenilirlik kazandırmak olup tekrarlayan saldırıların da önünü açar.

Fidye Ödemesinin Muhasebeleştirilmesi: Hukuki Gri Alan

Kripto para cinsinden yapılan fidye ödemesinin ticari gider olarak kayıt altına alınması birçok açıdan sorunludur. Her şeyden önce fatura, makbuz veya vergi belgesi düzenlenmiş bir karşı taraf yoktur. Ödemelerin gerçekleştirildiği kripto cüzdan adresleri bilinmekte; ancak alıcı kimliği tespit edilememektedir. Belgesiz gider olarak beyan edilmesi Vergi Usul Kanunu kapsamında reddedilecek ve kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilecektir.

Bir diğer sorun alanı kripto varlık raporlamasıdır. 7456 sayılı Kanun ile kripto varlık işlemleri vergi kapsamına alınmıştır. Bitcoin cinsinden yapılan fidye ödemesi bir kripto varlık transferi niteliği taşıdığından, işlem değerinin belirlenmesi ve beyan yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekebilir. Bu konuda uzman bir kripto para avukatı ve mali müşavirin birlikte çalışması zorunludur.

Siber Şantaj ve Ceza Hukuku Boyutu

Fidye ödemesi, saldırganları TCK md. 245/A kapsamında yasadışı çıkar sağlamak amacıyla şifreleme yapan kişiler olarak tanımlar. Şirkete yönelik bu eylem TCK md. 282 kapsamındaki suç gelirlerinin aklanması düzenlemeleriyle de kesişebilir; zira kripto para fidye, karapara aklanma şüpheli işlem bildirimi yükümlülükleri açısından MASAK’ın radarında yer almaktadır. Ciddi miktarda Bitcoin fidye ödemesi yapan şirketlerin bu ödemeyi MASAK’a bildirme yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, kripto para miktarına ve şirkete özgü koşullara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Özetle: fidye ödemesi hem pratik hem hukuki hem de mali açıdan şirketin durumunu iyileştirmez; aksine birden fazla hukuki risk katmanı ekler. Önce delilleri güvence altına almak, ardından savcılığa başvurmak ve GİB sürecini başlatmak, fidye ödemesine göre her zaman daha savunulabilir bir stratejidir.

Siber Saldırı Nedeniyle Açılan Zayi Belgesi Davalarında İspat ve Deliller
Siber Saldırı Nedeniyle Açılan Zayi Belgesi Davalarında İspat ve Deliller

Siber Saldırı Nedeniyle Açılan Zayi Belgesi Davalarında İspat ve Deliller

Zayi belgesi davası görünürde basit bir tespit davası gibi algılansa da siber saldırı vakalarında ispat yükü teknik derinlik gerektirmektedir. Aşağıdaki delil setinin tamamlanmış olması, mahkemenin ikna edilmesi ve olası itirazların def edilmesi için zorunludur.

Adli Bilişim Uzmanı Raporu

Davanın teknik omurgasını oluşturan bu rapor; saldırının türünü (ransomware, hack, APT vb.), sisteme giriş yöntemini, hangi dosya ve sistemlerin etkilendiğini, şifreleme algoritmasını, saldırının tarih ve saat damgasını ve veri kurtarmanın teknik olarak mümkün olup olmadığını belgeler. Bu rapor olmadan mahkemenin siber saldırının varlığını teknik olarak teyit etmesi güçtür. Raporu düzenleyecek uzmanın adli bilişim alanında yetkinliği ve mahkemede bilirkişi olarak tanınırlığı önem taşır.

Log Kayıtları ve Sistem İmajları

Etkilenen sistemlerin olay anına ait log kayıtları, ağ trafiği kayıtları ve forensik disk imajları, saldırının tarih ve kapsamını teknik olarak kanıtlayan birincil dijital delillerdir. Bu kayıtların değiştirilemez biçimde kopyalanmış olması ve delil zincirinin (chain of custody) korunmuş olması, mahkemede delil olarak kabul edilebilirlik açısından belirleyicidir.

Fidye Yazılımı İletişim Kayıtları

Saldırganların not defteri programı, özel mesajlaşma uygulaması veya dark web üzerinden gönderdiği fidye talep mesajları, ödeme bilgileri ve kripto cüzdan adresleri; hem saldırının varlığını hem de şirketin maruz kaldığı baskıyı belgeler. Bu iletişimlerin ekran görüntüsü alınarak zaman damgasıyla muhafaza edilmesi gerekir.

Kripto Para İşlem Kayıtları

Fidye ödemesi yapıldıysa ödemenin gerçekleştirildiği blokzincir işlem kimliği (transaction hash), gönderilen cüzdan adresi ve alıcı adres bilgileri belgelenmelidir. Bu veriler hem savcılık soruşturmasında hem de olası bir MASAK incelemesinde şeffaflık sağlar. Blokzincir analiz araçları aracılığıyla işlem zinciri mahkemeye sunulabilir.

Savcılık Soruşturma Numarası ve İfade Tutanağı

Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunun alındı belgesi ve soruşturma dosya numarası, davanın hem zamansal hem kurumsal bağlamını resmi olarak tescil eder. Savcılığın soruşturma aşamasında aldığı şirket yöneticisi ifadesi de davanın takviyesi açısından kullanılabilir.

GİB Başvurusu ve Yanıtı

BAM kararında vurgulandığı üzere, GİB’e yapılan ikincil örnek talebi başvurusu ve bu başvuruya verilen yanıt, davanın hem hak düşürücü süre hem de zayi olgusunun ispatı bakımından en belirleyici belgedir. Bu yazışmanın noter onaylı ya da KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) üzerinden yapılmış olması ispat kolaylığı sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Siber saldırı nedeniyle ticari defterlerin kaybolmasında hak düşürücü süre ne kadardır?

TTK md. 82/7 ve Elektronik Defter Genel Tebliği md. 7.1 uyarınca hak düşürücü süre 30 gündür. Bu süre şirketin zıyaı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi’nin 2023/761 sayılı emsal kararında vurgulandığı üzere, siber saldırı vakalarında “öğrenme tarihi” savcılığa şikayet tarihi değildir. Şirketin GİB’e ikincil örnek başvurusu yapması, bu başvurunun sonuçlanması ve zıyaın geri döndürülemez olduğunun kesinleşmesi sürenin gerçek başlangıç noktasıdır. Bu nedenle her vakanın koşullarına göre hukuki değerlendirme yapılması zorunludur.

E-defterlerin yedeği GİB’de varsa yine de zayi belgesi davası açılmalı mıdır?

GİB sisteminde veya yetkili entegratörde ikincil örnek bulunuyorsa zayi belgesi davası açılmadan önce bu kopyaların talep edilmesi gerekir. Kopyalar temin edilebildiği takdirde dava gereksiz hale gelebilir; GİB’den alınan kopyalar ve GİB’in yazılı izniyle e-defterlerin yeniden oluşturulması yeterli olacaktır. Kopyaların temin edilememesi durumunda ise bu olumsuz yazı, zayi belgesi davasının hem delil paketi hem de süre hesabı açısından kritik belgesi haline gelir. Ocak 2020 sonrası dönem için ikincil saklama zorunlu olduğundan bu adım ihmal edilmemelidir.

Hacklenen ve verileri şifrelenen şirket vergi cezalarından nasıl korunabilir?

Korunmanın tek hukuki yolu zayi belgesi almaktır. Bunun için şu adımların sırayla ve eksiksiz atılması gerekir: saldırı anında log ve delillerin güvence altına alınması, savcılığa derhal suç duyurusunda bulunulması, GİB’e ikincil örnek talebiyle yazılı başvuru yapılması ve tüm bu belgelerle birlikte yetkili asliye ticaret mahkemesinde 30 gün içinde zayi belgesi davası açılması. Mahkemece verilen zayi belgesi, şirketi defter ibraz edememenin yol açacağı re’sen vergi tarhiyatı ve ağır para cezalarından korur. Bu süreçlerin herhangi birinde yapılan gecikme koruyucu zırhı devre dışı bırakabilir.

Kripto para ile ödenen fidye makbuzlandırılarak şirkete gider gösterilebilir mi?

Hayır, mümkün değildir. Fidye ödemesi kimliği belirsiz saldırganlara yapıldığından fatura veya herhangi bir tevsik edici belge düzenlenmesi imkânsızdır. Vergi Usul Kanunu kapsamında belgesiz gider kaydı mümkün olmadığından bu tutar “kanunen kabul edilmeyen gider” olarak nitelendirilir ve vergi matrahından düşülemez. Öte yandan Bitcoin cinsinden yapılan ödeme bir kripto varlık transferi işlemi niteliği taşıdığından 7456 sayılı Kanun kapsamında raporlama yükümlülüğü doğurabilir. MASAK bildirim zorunluluğu da ayrıca değerlendirilmelidir.

Siber saldırı zayi belgesi davasında bilirkişi incelemesi nasıl yapılır?

Mahkeme, davayı esastan inceleyeceği aşamada bilişim ve adli bilişim alanında uzman bir bilirkişi atar. Bilirkişi; şirketin sistem log kayıtlarını, forensik disk imajlarını, adli bilişim raporunu ve saldırganlarla yapılan iletişim kayıtlarını inceleyerek saldırının teknik niteliğini ve hangi verilerin etkilendiğini tespit eder. GİB ikincil örnek sisteminde ilgili dönem e-defterlerinin bulunup bulunmadığını da raporuna dahil eder. Mahkeme bu rapora dayanarak zayi belgesinin verilip verilmeyeceğine karar verir. Bilirkişi raporunun güvenilirliği doğrudan delil kalitesiyle ilişkilidir; bu nedenle ilk adımda hazırlatılan adli bilişim raporu son derece belirleyicidir.

Bu Yazı Avukat Tarafından Yazılmıştır

Av. Ahmet Karaca

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No: 92414). Türkiye Barolar Birliği Sicil No: 234456. Kripto para hukuku, blockchain hukuku, bilişim hukuku, siber suçlar ve yapay zeka hukuku alanlarında uzman. Duke University (DeFi Primitives), Politecnico di Milano (AI and Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programı mezunu. UNICEF & Habitat Derneği sertifikalı eğitmen. Haberler.com köşe yazarı. Udemy Blockchain ve Kripto Para Hukuku eğitiminin hazırlayıcısı.

Siber saldırı zayi belgesi davası, kripto fidye hukuku ve bilişim suçları alanında danışmanlık için: defihukuk.com | LinkedIn: Av. Ahmet Karaca

Yazar Hakkında

Bunlar da ilginizi çekebilir.