Baykar Dolandırıcılığı: Kapsamlı Hukuki Analiz, Mağdur Hakları Ve Para İade Süreçleri

Baykar dolandırıcılığı, son dönemde sosyal medya platformlarında hızla yayılan ve binlerce kişiyi mağdur eden organize bir yatırım dolandırıcılığı modelidir. Dolandırıcılar, Baykar ismini, Selçuk Bayraktar’ın itibarını ve devlet destekli yatırım algısını kullanarak sahte web siteleri ve deepfake videolar aracılığıyla vatandaşları kandırmaktadır.

BAYKAR DOLANDIRICILIĞI: KAPSAMLI HUKUKİ ANALİZ, MAĞDUR HAKLARI VE PARA İADE SÜREÇLERİ

Sosyal medyada, özellikle Instagram’da Selçuk Bayraktar, Recep Tayyip Erdoğan gibi tanınmış kişilerin yapay zekâ ile oluşturulmuş sahte videoları kullanılarak yürütülen profesyonel bir dolandırıcılık ağı, son dönemde binlerce kişiyi mağdur etmiştir. Dolandırıcılar, Baykar ismini ve “Baykar yatırımı” söylemini kullanarak insanları kandırmakta, sahte yatırım siteleri üzerinden banka havalesi veya kripto para transferleriyle yüksek miktarlarda para toplamaktadır. İlk etapta küçük teminat ödemeleriyle başlayan bu süreç, sonrasında “sigorta ücreti”, “MASAK blokesi”, “vergi ödemesi”, “üyelik yükseltme” veya “yanlış ve hatalı işlem düzeltme” gibi tamamen uydurma bahanelerle devam eder ve mağdurlardan tekrar tekrar para talep edilir. Son derece organize ve profesyonel çalışan bu çeteler, mağdurlardan elde edebilecekleri her türlü menfaati en ince ayrıntısına kadar planlayarak almaya çalışmaktadır. 

Eğer siz de bu veya benzeri bir yöntemle dolandırıldıysanız, öncelikle kesinlikle tekrar para göndermeyin ve elinizdeki tüm delilleri (mesaj kayıtları, ekran görüntüleri, dekontlar, kripto varlık transferleri ve TxId’leri, yazışmalar) titizlikle kayıt altına alın

Ardından, vakit kaybetmeden özellikle dolandırıcılık davaları konusunda uzman bir avukat ve hukuk bürosuyla iletişime geçmeniz son derece önemlidir. Bu tavsiyemiz, Defi Hukuk Bürosu olarak bugüne kadar başarıyla sonuçlandırdığımız çok sayıda dosyadan elde ettiğimiz hukuki ve teknik tecrübeye dayanmaktadır. Dolandırıcılık soruşturmaları, ancak süreci yakından takip eden, savcıyla koordineli çalışan ve paranın izini teknik olarak sürmeyi bilen deneyimli bir hukuk ekibiyle yürütüldüğünde sonuç verir. Ne yazık ki pek çok mağdur, yalnızca savcılığa veya karakola yaptığı başvurunun takipsizlikle sonuçlandığını, zararının giderilmediğini belirtmektedir. Bunun en büyük nedeni, sürecin uzman bir avukat tarafından aktif olarak takip edilmemesi, delil tespiti, banka blokesi, IP PORT tespiti ve müzekkere talepleri gibi önemli adımların hiç yahut zamanında yapılmamasıdır. Bu nedenle, uzman hukuki destek almak, maddi kaybınızın geri kazanılması ve dolandırıcıların cezalandırılması açısından kritik öneme sahiptir. 

Sosyal medya aracılığıyla yapılan yatırım vaadi içeren Dolandırıcılık vakaları, sıradan bir avukatlık hizmetinin ötesinde, bilişim hukuku, ceza hukuku ve bankacılık hukuku Kripto para hukuku alanlarında derin uzmanlık gerektirmektedir.

GİRİŞ: Finansal Dolandırıcılıkta Baykar Markasının Hukuki İstismarı

Dijitalleşmenin artmasıyla birlikte, yüksek kazanç vaadiyle gerçekleştirilen yatırım dolandırıcılıkları da karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Bu suç tiplerinde dolandırıcılar, mağdurların güvenini kazanmak amacıyla, itibarı yüksek, ulusal gurur kaynağı olmuş veya devlet destekli olduğu algısı yaratan büyük ticari unvanları ve markaları istismar etmektedir. Son dönemde sıklıkla karşılaşılan ve mağduriyet yaratan eylemlerden biri de Türkiye’nin önde gelen teknoloji ve savunma sanayi kuruluşu Baykar isminin, sosyal medya ve bilişim sistemleri üzerinden yayılan sahte yatırım kampanyalarında kullanılmasıdır.

Bu tür dolandırıcılık eylemleri, sadece bireylerin finansal kayıplarına yol açmakla kalmamakta, aynı zamanda ulusal markaların ticari itibarını hedef alarak kamu güvenini de sarsmaktadır. Dolandırıcılar, Baykar gibi yüksek güvenilirliğe sahip markaları kullanarak, mağdurların yatırım kararlarını rasyonel sorgulamadan uzaklaştırmayı amaçlamaktadır. Bu durum, suçun hukuki niteliğini en ağır seviyeye taşımaktadır. Zira TCK (Türk Ceza Kanunu) kapsamında “hileli davranış” unsurunun gücü, kullanılan unvanın yarattığı güvenle doğrudan ilişkilidir. Dolandırıcıların Baykar’ın yanı sıra, Türkiye Varlık Fonu veya Türkiye Petrolleri A.Ş. gibi diğer güvenilir kurumların isimlerini de kullanması, bu suçların arkasındaki organize yapının, mağdurların motivasyonunu manipüle etme konusundaki stratejik derinliğini göstermektedir.

Bu makalenin temel amacı, Baykar adının kullanıldığı bu nitelikli dolandırıcılık suçunun hukuki çerçevesini detaylıca analiz etmek, mağdurların haklarını ve paralarını geri alma yollarını Yargıtay kararları ışığında aydınlatmak ve bu süreçlerde atılması gereken adımları somutlaştırmaktır. Hukuk büromuzun bilişim sistemleri yoluyla işlenen suçlar, kripto varlık takibi ve banka sorumluluğu davalarındaki uzmanlığı, mağdurların zararlarının giderilmesi sürecinde kritik bir rol oynamaktadır.

1.BÖLÜM: Baykar Adı Kullanılarak Gerçekleştirilen Yatırım Dolandırıcılığının Anatomisi

Baykar adı kullanılarak gerçekleştirilen dijital yatırım dolandırıcılığının işleyiş biçimi birden fazla nitelikli halin bir araya gelmesini gerektiren organize bir suç şemasıdır. Bu süreç, genellikle sosyal medya platformlarında başlar ve karmaşık finansal işlem aşamalarıyla devam eder.

Dolandırıcılığın Başlatılması ve Güven İnşa Etme Aşaması

Dolandırıcılar, genellikle Facebook ve Instagram gibi geniş kitlelere erişim sağlayan platformları tercih ederek sahte reklamlar ve sponsorlu içerikler yayımlamaktadır. Bu içerikler, çoğu zaman haber görünümlü, yüksek viral potansiyeli olan paylaşımlar şeklinde düzenlenir. Suç organizasyonları, hileli davranışlarını güçlendirmek için yapay zeka teknolojilerini (Deepfake) kullanma eğilimindedir. Deepfake videolar aracılığıyla tanınmış kişilerin (örneğin Elon Musk veya Tom Hanks) taklit edilmesiyle güvenin artırılması amaçlanmaktadır. Benzer şekilde, Baykar yöneticilerinin veya şirket sözcülerinin taklit edilerek yatırım vaatlerinde bulunulması, hilenin inandırıcılık düzeyini en üst noktaya taşımaktadır.

İlk temas genellikle WhatsApp üzerinden kurulmakta ve dolandırıcılar kendilerini “Baykar Yatırım Danışmanlığı” adı altında profesyonel şirketler veya Amerikan borsası ile Baykar şirketine yatırım yapmaya aracılık eden yetkililer olarak tanıtmaktadır. Bu profesyonel görünüm, mağdurun güvenini hızla sağlamakta ve hukuki sorumluluktan kaçınmak için meşru kripto borsaları (Binance TR ve Global gibi) adının sahte platformlarla birlikte kullanıldığı görülmektedir.

Finansal Kayıp ve Bilişim Sisteminin İstismarı

Güven sağlandıktan sonra, mağdur finansal sürece yönlendirilir. Bu süreç, mağdurun cep telefonuna yönergelerle bağlanılıp bir kripto para hesabı açılması ve bir program yüklenmesiyle devam etmektedir. Mağdurdan ilk etapta küçük bir meblağ (örneğin 500 USD karşılığı 17.800 TL) EFT veya havale yoluyla dolandırıcıların kontrolündeki banka hesaplarına transfer edilmesi istenir.

Bu aşamada dolandırıcıların kullandığı yöntem, suçun niteliğini temelden değiştiren kritik bir faktördür: Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması. Mağdurun telefonuna yüklenen programlar üzerinden sahte alış/satış işlemleri ve yüksek kârlar gösterilerek mağdur daha fazla yatırım yapmaya teşvik edilir. Mağdur, yanıltıldığını fark ettiğinde ise sadece parasını kaybetmekle kalmadığını, aynı zamanda banka hesaplarına girildiğini ve kredi kartlarına ulaşıldığını da anlamaktadır. Bu durum, suçun sadece aldatma yoluyla malvarlığına yönelik bir eylem olmaktan çıkıp, aynı zamanda bankacılık sistemine ve mağdurun kişisel verilerine yönelik yasadışı bir müdahale olduğunu ispatlamaktadır.

Son aşamada, mağdurlar paralarını geri talep ettiklerinde, dolandırıcılar “sigortalamak” veya “vergi” gibi sahte gerekçelerle ek ödeme talep ederek mağduriyeti derinleştirmektedir. Bu, suçun devamlılığını ve organize yapısını gözler önüne sermektedir. Mağdurun cihazına uzaktan bağlantı kurulması ve bankacılık verilerine erişim sağlanması, Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gereken Nitelikli Dolandırıcılık suçu için kuvvetli delil teşkil etmektedir.

III. BÖLÜM: Ceza Hukuku Çerçevesi: TCK 158 Nitelikli Dolandırıcılık Suçu ve Yaptırımları

Baykar adı kullanılarak gerçekleştirilen yatırım dolandırıcılığı eylemleri, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 158. Maddesi kapsamında ele alınmaktadır. Bu tür eylemlerin temel şekli olan basit dolandırıcılıktan (TCK m.157) ayrılan en önemli özelliği, suçun işlenişinde kullanılan araçlar ve aldatmanın niteliğidir.

Suçun Nitelikli Halleri ve Hile Unsuru

Dolandırıcılık suçunun oluşması için failin bilerek ve isteyerek hareket etmesi (kast), hileli davranışlarla mağduru aldatması ve bu aldatma sonucunda mağdurun zararına, kendisi veya başkası lehine haksız menfaat sağlaması gerekmektedir. Baykar dolandırıcılığında ise birden fazla nitelikli halin aynı anda gerçekleştiği tespit edilmektedir:

Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık (TCK 158/1-f)

Bu dolandırıcılık modelinde, sosyal medya (Facebook, Instagram) üzerinden kurulan ilk temasın ötesinde, sahte kripto yatırım platformları, uzaktan erişim yazılımlarının mağdurun cep telefonuna yüklenmesi ve kripto hesaplarının açılması gibi teknik süreçler bilişim sistemlerini doğrudan araç haline getirmektedir. Mağdura sahte kâr grafikleri gösterilerek kandırılması ve banka/kredi kartı bilgilerine erişim sağlanması, suçun bilişim sistemlerinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiğini kesinleştirmektedir. Bilişim sisteminin kullanılması, suçun hukuki ciddiyetini artıran ve cezayı ağırlaştıran temel nitelikli haldir.

Basın ve Yayın Araçlarının Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak (TCK 158/1-g)

Dolandırıcılık eyleminin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan Facebook ve diğer sosyal medya platformlarındaki reklam ve yayınlar, TCK 158/1-g kapsamında basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma nitelikli halini oluşturmaktadır. Bu bent, suçun organizatörlerinin çok sayıda kişiye aynı anda ulaşma ve hileli içeriği hızla yayma kapasitesini hedef almaktadır.

Ticari Unvanın Kötüye Kullanılması (TCK 158/1-e)

Baykar gibi saygın ve büyük bir ticari kuruluşun unvanının kullanılması, teknik olarak kamu kurum veya kuruluşlarının zararına işlenen suç kapsamında değerlendirilmese de (TCK 158/1-e), bu ismin yarattığı yüksek güven algısının istismar edilmesi, hileli davranışın aldatıcılık yeteneğini en üst seviyeye çıkarmaktadır. Mağdur, ulusal başarının ve güvenilirliğin temsilcisi olan bir markaya yatırım yaptığı inancıyla hareket ettiği için, bu durum failin kastını ve hiledeki niteliği güçlendirmektedir.

Cezai Yaptırımlar ve Yargılama Usulü

Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun (TCK 158/1-f) cezası 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır. Ayrıca, hükmedilecek adli para cezasının miktarı, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamaz.

Özellikle bu tür yatırım dolandırıcılıkları, genellikle bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde veya üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmektedir. TCK Madde 158/3 uyarınca, eğer bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık suçu üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenirse, cezanın alt sınırı 6 yıldan az olamaz. Bu durum, söz konusu suçların basit malvarlığı suçları olarak değil, ciddi organize suçlar olarak değerlendirildiğini göstermektedir.

Nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin yargılamalar, suçun ciddiyetine uygun olarak Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yerine getirilir. Önemli bir hukuki prosedür olarak, bilişim yoluyla işlenen dolandırıcılık suçu, uzlaştırma kapsamında yer alan suçlardan değildir. Bu, mağdur ile fail arasında uzlaşma imkanı bulunmadığı, soruşturma tamamlandığında doğrudan kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmektedir.

TCK 158 Nitelikli Dolandırıcılık Uygulama Tablosu

[hfcm id=”2″]

IV. BÖLÜM: Mağdurların Zararını Tazmin Etme Yolları (Bankaların Hukuki Sorumluluğu ve Tazminat Hukuku)

Ceza hukuku süreci, suçluların cezalandırılmasını hedeflerken, mağdurların en öncelikli beklentisi kaybettikleri paranın geri alınmasıdır. Uluslararası kripto ağları ve failin tespiti zorluğu göz önüne alındığında, finansal kurtarma sürecinde en güçlü hukuki dayanak, transferlerin gerçekleştiği bankaların sorumluluğudur.

Bankaların Güvenlik ve Özen Yükümlülüğü

Bankalar, müşterileri ile imzaladıkları sözleşmeler gereğince (Elektronik İşlem Hizmetleri Sözleşmesi), müşterilerin internet üzerinden gerçekleştireceği faaliyetlere ilişkin gerekli güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğüne sahiptir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında bankaların, müşterinin kendisine emanet ettiği mevduatı aynen iade etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük, bankanın müşterisine karşı duyduğu güven ve sadakat borcunun bir sonucudur.

Sanal dolandırıcılıkta bankanın sorumluluğu, bankanın yeterli güvenlik önlemlerini almaması, müşteriyi aydınlatmaması veya şüpheli işlemleri bloke etmemesi durumlarında ortaya çıkar.

Yargıtay İçtihatları ve Bankanın Kusursuz Sorumluluğu

Yargıtay, sanal dolandırıcılık olaylarında bankaların sorumluluğu konusunda yerleşik bir içtihat geliştirmiştir. Banka müşterisinin hesabındaki paranın, müşterinin bilgisi ve rızası dışında veya hileli yollarla üçüncü kişilerce usulsüz olarak başka hesaplara aktarılması halinde, bankanın zarardan sorumlu olduğu kabul edilmektedir.

Emsal kararlar, bankaların hesap sahibinin parasını korumakla yükümlü olduğunu ve davacının kötü niyetli üçüncü kişilerle el ve işbirliği kanıtlanmadıkça, bankanın hesaptan çekilen tüm paradan sorumlu olduğunu ilke olarak kabul etmiştir. Bu hukuki yaklaşım, mağdurların bizzat kendi rızalarıyla EFT, Havale veya FAST gibi anlık transfer yöntemlerini kullanarak dolandırıcı hesaplarına para göndermiş olmaları durumunda bile geçerliliğini korumaktadır. Bankanın yüksek miktarlı, şüpheli veya yeni açılmış bir hesaba yapılan anlık transferleri tespit etme, müşteriyi bilgilendirme ve işlemi otomatik olarak bloke etme veya ek onay mekanizması isteme yükümlülüğünü ihlal etmesi, bankanın sorumluluğunu doğurmaktadır.

Hukuki süreçte, bankanın “müşteri rızasıyla transfer yaptı” savunmasını aşmanın anahtarı, transferin yapıldığı anki şüpheli durumun banka tarafından göz ardı edildiğini ve bankanın gerekli özeni göstermediğini kanıtlamaktır.

Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri

Dolandırıcılık eylemi haksız fiil (TBK m.49) teşkil ettiğinden, mağdurlar bankaya karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Maddi tazminat kapsamında, kaybedilen anapara, kur farkları, işlenmiş faiz ve yapılan masraflar talep edilebilirken; manevi tazminat talepleri ise yaşanan stres, üzüntü ve mağduriyetin giderilmesi amacıyla Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca ileri sürülebilir.

Zamanaşımı Sürelerinin Kullanılması

Tazminat davalarında zamanaşımı süreleri kritik öneme sahiptir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası için Borçlar Kanunu’nda öngörülen genel süreler 2 yıl (zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren) ve 10 yıl (her halde) olmakla birlikte, dolandırıcılık eylemi aynı zamanda TCK kapsamında (Nitelikli Dolandırıcılık) bir suç teşkil ettiğinden, daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

TCK 158/1-f’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu için ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olduğu için, mağdurlar paralarını geri almak amacıyla bankaya karşı açacakları tazminat davasında bu uzun süreyi kullanma hakkına sahiptir. Bu hukuki güvence, mağduriyetini geç fark eden veya hukuki süreci başlatmakta tereddüt eden bireyler için hayati önem taşımaktadır.

V. BÖLÜM: Marka Hukuku ve Baykar Şirketinin Hukuki Pozisyonu

Dolandırıcıların Baykar ismini kullanması, sadece bireysel mağdurları değil, bizzat Baykar şirketinin marka haklarını ve ticari itibarını da hedef almıştır. Bu eylemler, Sınai Mülkiyet Hukuku ve Ticaret Hukuku kapsamında da ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) uyarınca, Baykar’ın tescilli ticari unvanının ve markasının, şirket izni olmadan sahte yatırım vaatleri için kullanılması, açıkça Marka Hakkına Tecavüz suçunu oluşturmaktadır.

Ayrıca, bu eylemler, Baykar’ın güvenilirliğini istismar ederek kamuoyunda karışıklık yaratmakta ve dürüst ticaret ahlakına aykırı davranmaktadır. Bu durum aynı zamanda Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca Haksız Rekabet teşkil etmektedir. Dolandırıcılar, Baykar markasının yüksek itibarını sömürerek haksız menfaat elde etmekte ve bu, TCK 158’deki hile unsurunu kurumsal düzeyde de desteklemektedir.

Şirket Tarafından Açılabilecek Cezai ve Hukuki Davalar

Baykar şirketi, marka hakkı ihlali nedeniyle hukuki süreç başlatma hakkına sahiptir. Açabileceği başlıca davalar şunlardır:

  1. Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti ve Durdurulması Davası: Marka ihlali eylemlerinin sona erdirilmesi ve sahte ilanların kaldırılması talebi.
  2. Tazminat Davaları: Uğranılan maddi kayıp, marka değer kaybı ve ihlal eden kişinin haksız kazancını kapsayan maddi tazminat. Ayrıca markanın zarar gören itibarı nedeniyle manevi tazminat talepleri de mümkündür.
  3. Cezai Yaptırım Davası: İzinsiz marka kullanımını gerçekleştirenler hakkında SMK kapsamında suç duyurusunda bulunulabilir. İzinsiz marka kullanımının cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezası olarak belirlenmiştir.

Bu hukuki pozisyon, hukuk büromuzun sadece bireysel mağdurları değil, aynı zamanda kurumsal itibarın korunması için de hukuki destek sağlayabildiğini göstermektedir.

VI. BÖLÜM: Mağdurlar İçin Hukuki Yol Haritası ve Avukatlık Hizmetleri 

Dolandırıcılık mağdurlarının hukuki süreci etkin bir şekilde yönetebilmesi ve zararını tazmin edebilmesi için hızlı, doğru ve organize adımlar atması gerekmektedir. Özellikle dijital dolandırıcılıkta ilk 48 saat, paranın geri alınması ihtimali açısından hayati öneme sahiptir.

Acil Durum Eylem Planı

Mağduriyetin anlaşılması üzerine derhal atılması gereken adımlar şunlardır:

  1. Finansal Blokaj ve Güvenlik Önlemleri: Para transferinin yapıldığı bankaya veya finansal kuruluşa acilen itiraz edilmeli ve gönderilen karşı hesaba bloke konulması talep edilmelidir. Mağdurun banka hesaplarına, kredi kartlarına veya dijital cüzdanlarına erişilmiş olma ihtimaline karşı tüm şifreler, özellikle mobil bankacılık şifreleri, anında değiştirilmelidir.
  2. Cumhuriyet Savcılığına Başvuru: Suçun faili veya failleri bilinmese dahi, en yakın Cumhuriyet Savcılığına yazılı bir suç duyurusunda bulunulması zorunludur. Tüm iletişim kayıtları (WhatsApp yazışmaları, sosyal medya ilanları), banka dekontları, kripto cüzdan bilgileri ve uzaktan erişim programlarının kayıtları Savcılığa teslim edilmelidir.
  3. Dijital Delillerin Muhafazası: Sahte yatırım platformlarının web adresleri (URL), sahte kâr grafiklerinin ve sosyal medya reklamlarının ekran görüntüleri zaman damgalı olarak saklanmalıdır. Bu deliller, suçun bilişim sistemleri yoluyla işlendiğini (TCK 158/1-f) kanıtlamada anahtardır.

Hukuk Büromuzun Stratejik Hukuki Hizmetleri

Baykar dolandırıcılığı vakaları, sıradan bir avukatlık hizmetinin ötesinde, bilişim hukuku, ceza hukuku ve bankacılık hukuku alanlarında derin uzmanlık gerektirmektedir.

  1. Ceza Soruşturmasında Etkin Temsil:

Hukuk büromuz, suçun TCK 158/1-f ve 158/1-g kapsamında Nitelikli Dolandırıcılık olarak nitelendirilmesini sağlayarak dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınması sürecini yönetir. Failin tespiti zor olsa dahi, Savcılık nezdinde IP tespiti, kripto cüzdan adreslerinin takibi ve transfer zincirinin çözülmesi için teknik incelemelerin eksiksiz yapılmasını talep eder. Suçun uzlaştırma kapsamında olmaması, etkin ve hızlı bir ceza davası sürecini zorunlu kılmaktadır.

  1. Banka Sorumluluğu ve Tazminat Davaları:

Finansal kurtarma stratejimizin ana odağı, Türk Borçlar Kanunu ve Tüketici Hukuku temelinde, gerekli güvenlik ve özen yükümlülüğünü ihlal eden bankalara karşı maddi ve manevi tazminat davası açılmasıdır. Yargıtay içtihatlarını kullanarak, mağdurun rızasıyla gerçekleşmiş gibi görünen transferlerde bile bankanın kusursuz sorumluluğunu ispat etme süreci titizlikle yürütülür. Mağdurlar lehine uygulanan 15 yıllık ceza zamanaşımı süresini kullanarak, hukuki hak arama süresi güvence altına alınır.

  1. Uluslararası Fon Takibi ve Dondurma Girişimleri:

Kripto para transferlerinin yurt dışındaki borsalara veya cüzdanlara yapılması durumunda, uluslararası hukuki mekanizmalar aracılığıyla fonların izlenmesi ve ilgili borsalar nezdinde dondurma veya el koyma girişimleri başlatılır. Bu, bilişim sistemleri yoluyla işlenen suçlarda malvarlığına ulaşmanın en karmaşık ancak potansiyel olarak başarılı yoludur. Bu sayede pek çok vakada mağdurların paralarını geri almalarını sağladık.

VII. SONUÇ VE HUKUKİ HAZIRLIK

Baykar isminin kullanıldığı sosyal medya yatırım dolandırıcılığı, çağımızın en ciddi ve karmaşık suç tiplerinden biri olarak kabul edilmelidir. Suçluların ulusal güvenilirliği istismar etmesi, bilişim sistemlerini araç olarak kullanması ve organize hareket etmesi nedenleriyle, bu eylemler TCK 158/1-f ve 158/1-g kapsamında nitelikli dolandırıcılık teşkil etmekte ve Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmaktadır.

Mağdurlar için bu süreçte en kritik adım, hem ceza soruşturmasını titizlikle takip etmek hem de bankanın hukuki sorumluluğunu kanıtlayarak maddi zararı tazmin etmektir. Mağdurlar, suçun niteliği gereği 15 yıllık ceza zamanaşımı süresinden yararlanma hakkına sahip olsa da, delillerin hızla kaybolması riski nedeniyle hukuki sürece derhal başlanması hayati önem taşımaktadır.

Bilişim dolandırıcılığı davaları, karmaşık dijital delil toplama yöntemleri ve bankaların itiraz mekanizmalarının aşılmasını gerektirdiği için uzman bir hukuk bürosu ile çalışmak zorunludur. Hukuki süreçlerin eksiksiz ve stratejik olarak yürütülmesi, mağduriyetin giderilmesi ve kayıp paranın geri alınması yolundaki tek yoldur.

Mağduriyet yaşayan vatandaşlarımızın, hukuki haklarını güvence altına almak ve kayıplarını en aza indirmek için vakit kaybetmeksizin profesyonel hukuki destek almaları gerekmektedir.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir.