Günümüzde blokzincir teknolojisinin hızla yaygınlaşması, hukuk alanında da yeni uyum süreçlerini beraberinde getirmiştir. Blockchain Hukuku, merkeziyetsiz, şifrelenmiş ve dağıtık yapıdaki dijital defterlerin kullanıldığı işlemlerin hukuki yönlerini ele alan, yeni nesil bir hukuk disiplinidir. Yatırımcılar, girişimciler, yazılımcılar, teknoloji şirketleri, hukuk profesyonelleri ve araştırmacılar açısından stratejik öneme sahip olan bu alan, birçok hukuk dalının kesişiminde yer almaktadır. Finansal sistemlerden fikri haklara, veri koruma düzenlemelerinden dijital sözleşmelere kadar pek çok farklı konuyu içine alan blockchain hukuku, yalnızca teknoloji temelli değil, aynı zamanda sosyoekonomik etkileri olan bir uzmanlık alanı haline gelmiştir.
Bu kapsamlı rehberde, blockchain hukukunun tanımı, temel prensipleri, akıllı sözleşmelerin hukuki durumu, kişisel verilerin korunması ve Türkiye’deki yasal gelişmeler ele alınacak; ayrıca blockchain tabanlı projelere yönelik hukuki danışmanlık hizmetlerinin önemi vurgulanacaktır. Tüm içerik, Defi Hukuk’un bilgi birikimi ve deneyimiyle hazırlanmıştır.
Blockchain Hukuku Ne Anlama Gelir?
Blockchain hukuku, hukuken sonuç doğuran işlemlerin blokzincir teknolojisi üzerinde gerçekleştirilmesini ve bu işlemlerden doğan hak ve yükümlülüklerin değerlendirilmesini konu alan bir uzmanlık alanıdır. Geleneksel sistemlerde bir sözleşme noter onayı, kayıtlı evrak ya da merkezi bir platform üzerinden yürütülürken, blockchain ile bu işlemler şifrelenmiş ve dağıtık bir ağ üzerinden doğrudan yürütülebilir hale gelmiştir.
Ancak bu durum, beraberinde hukuki bazı belirsizlikleri de getirmiştir. Şeffaflık, geri döndürülemezlik, aracıya ihtiyaç duymama gibi blockchain’e özgü nitelikler, klasik hukuk sistemindeki düzenlemelerle birebir örtüşmeyebilir. Bu nedenle blockchain hukuku, bilişim, finans, sözleşmeler ve vergi hukuku gibi çok sayıda hukuk dalının bilgi alanını birleştiren multidisipliner bir yapıya sahiptir. Türkiye’de bu alanın regülasyonu henüz gelişme aşamasındadır, ancak her geçen gün daha fazla düzenleme ve uygulama hayata geçirilmektedir.
Blockchain Sistemi Nasıl Çalışır?
Blockchain, dijital verilerin bloklar halinde sırayla kaydedildiği ve her bloğun kriptografik olarak bir öncekine bağlandığı, dağıtık bir kayıt sistemidir. Bu yapı sayesinde kayıtlar geriye dönük olarak değiştirilemez; böylece şeffaflık ve güvenlik sağlanır. Zincire eklenecek her yeni blok, ağdaki tüm doğrulayıcılar tarafından onaylandıktan sonra sistemin bir parçası haline gelir. Böylece merkezi bir otoriteye ihtiyaç duyulmadan, tüm sistem kolektif olarak işlemeye devam eder.
Bu özellikler yalnızca finansal işlemler için değil; tapu, tedarik zinciri, kimlik doğrulama ve oylama sistemleri gibi pek çok sektörde de kullanılabilir. Blockchain üzerindeki tüm kayıtlar dağıtık biçimde tutulduğu için, hem veri bütünlüğü korunur hem de işlemler hızlı ve düşük maliyetle gerçekleştirilir. Bu yapı, hukuk alanında da sözleşme ve kayıt süreçlerini dönüştürme potansiyeli taşımaktadır.
Akıllı Sözleşmelerin Hukuki Boyutu
Blokzincir hukukunun en önemli başlıklarından biri, şüphesiz akıllı sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler, belirli kurallar kodlandığında otomatik olarak çalışan dijital protokollerdir. Örneğin, bir mal teslimatının ardından ödeme yapılmasını sağlayan koşul zinciri, akıllı sözleşme olarak tanımlanabilir. Herhangi bir aracıya ihtiyaç olmadan, taraflar arasında anlaşma otomatik olarak gerçekleşebilir.
Ancak hukuki açıdan bu sistemlerin sınırlamaları da vardır. Türkiye’de bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için belirli şekil şartlarına (örneğin noter onayı) sahip olması gerekir. Bu durumda, bir taşınmaz satışının yalnızca bir akıllı sözleşme ile gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Ayrıca, sözleşme değişiklikleri, fesih ya da uyarlama gibi klasik mekanizmaların blockchain üzerinde uygulanabilirliği sınırlıdır. Zira akıllı sözleşme bir kere çalıştığında geri alınamaz; bu da beklenmedik durumlarda esneklik sağlamaz.
Bu nedenle, akıllı sözleşmelerin hazırlanmasında yalnızca teknik uzmanlık değil, hukuki bilgi de zorunludur. Defi Hukuk olarak, karmaşık projelerde hem teknolojik hem hukuki açıdan entegre çözümler sunuyor; projelerin güvenle hayata geçmesini sağlıyoruz.
Kişisel Veriler ve Blockchain Uyuşmazlıkları
Blokzincir sistemlerinin temel özelliklerinden biri olan değiştirilemezlik, kişisel verilerin korunması açısından bazı sorunlara neden olabilmektedir. Özellikle Avrupa Birliği GDPR düzenlemesi ve Türkiye’de yürürlükte olan KVKK kapsamında kişilere tanınan “veri silme” ve “unutulma” hakkı, blokzincir teknolojisiyle teknik olarak çelişebilmektedir.
Bir blokzincire kaydedilen bilgi, sistemin yapısı gereği silinemez veya değiştirilemez. Bu da, kişisel verilerin işlenmesi ve korunması konusunda klasik yöntemlerle aynı düzeyde kontrol sağlanamamasına yol açar. Örneğin bir kullanıcı, daha önce verdiği izni geri almak istediğinde, bu talebin blockchain üzerinde karşılığı her zaman mümkün olmayabilir.
Bu tür durumlarda çözüm yolu olarak; kişisel verilerin doğrudan blokzincire yazılması yerine yalnızca anonimleştirilmiş özet (hash) verilerin kaydedilmesi ve asıl verinin dış bir sistemde tutulması önerilir. Ayrıca özel blockchain ağları kullanılarak erişim kısıtlamaları uygulanabilir. Defi Hukuk olarak bu konuda; hem teknik altyapının tasarımında hem de yasal uyumluluk süreçlerinde danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
Özellikle blockchain’in merkeziyetsiz yapısı, veri sorumluluğu kavramını hukuk sistemleri açısından karmaşık hale getirmiştir. Tamamen dağıtık ve izinsiz (permissionless) çalışan bir blokzincir ağında, kişisel verileri kimin işlediğini ve bu işlemlerden kimin sorumlu olduğunu belirlemek çoğu zaman mümkün olmayabilir. Oysa mevcut veri koruma düzenlemeleri – örneğin KVKK ve GDPR – açıkça tanımlanmış bir veri sorumlusu ve hesap verebilirlik ilkesi öngörür. Bu nedenle klasik yasal yapı ile blockchain mimarisi arasında önemli bir uyumsuzluk oluşmaktadır.
Bu soruna çözüm bulmak adına çeşitli teknik-hukuki modeller geliştirilmiştir. Örneğin; izinli (private) blokzincir ağları tercih edilerek veri kontrolü belirli taraflarda tutulabilir. Veya zincir üzerine doğrudan kişisel veri yerine yalnızca hash gibi geri çözülemez referanslar eklenerek, asıl veriler harici ve kontrol edilebilir veri tabanlarında saklanabilir. Ayrıca, unutulma hakkına ilişkin olarak zincire yazılan verilerin şifrelenip şifre anahtarlarının imha edilmesi gibi alternatif yollar da gündemdedir. Tüm bu çözümler, mevcut düzenlemelere uygunluk için önemlidir.
Türkiye’de düzenleyici kurumlar, blockchain sistemlerinin kişisel verilerle etkileşimini dikkatle izlemekte ve olası mevzuat uyarlamalarını değerlendirmektedir. Bu noktada, özellikle kişisel veri işleme riski taşıyan blockchain projelerinde yer alan şirketlerin ve geliştiricilerin, hukuki yükümlülükleri göz önünde bulundurarak hareket etmesi şarttır. Defi Hukuk, blockchain uygulamalarının veri koruma mevzuatıyla uyumlu hale getirilmesinde profesyonel danışmanlık sunar.
Tapu, Noter ve Fikri Mülkiyet Süreçlerinde Blockchain
Blockchain teknolojisinin en dikkat çeken uygulama alanlarından biri de resmi kayıt işlemlerinin dijitalleştirilmesidir. Tapu devirleri, noter tasdikleri ve fikri mülkiyet tescilleri gibi işlemler, geleneksel sistemlerde zaman ve maliyet açısından yüksek kaynak gerektirirken, blockchain teknolojisi bu süreçleri hızlandırma ve aracı ihtiyacını azaltma potansiyeli taşır.
Örneğin bir gayrimenkul satışı işleminde, tarafların ödeme ve tapu devir süreçlerini bir akıllı sözleşme aracılığıyla yürütmesi, işlemlerin daha hızlı ve güvenli gerçekleşmesini sağlayabilir. Aynı şekilde, marka ve patent başvurularında belgelerin blokzincir üzerinde zaman damgalı ve değiştirilemez biçimde kaydedilmesi, hem güvenilir bir sicil sistemi oluşturur hem de sahteciliği önler.
Elbette bu tür uygulamaların gerçekleşebilmesi için mevcut mevzuatın blockchain’e uygun hale getirilmesi gereklidir. Örneğin, tapu işlemlerinde resmiyet ve devlet onayı halen zorunludur. Ancak birçok ülke bu yönde adımlar atmaktadır. İsveç, Dubai, Gürcistan gibi ülkeler blockchain tabanlı tapu projelerinde pilot uygulamalar gerçekleştirmiştir. Türkiye’de de Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile bazı belediyeler bu konuyu gündemine almış durumdadır.
Defi Hukuk olarak biz, bu geçiş sürecinde hukuki çerçevenin nasıl dönüşebileceği, hangi yasal engellerin aşılması gerektiği ve ne tür düzenlemelere ihtiyaç duyulacağı konularında danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Uzman ekibimizle, dijitalleşen mülkiyet sistemlerine hukuki bakış açısı kazandırıyoruz.
Kripto Para ve Dijital Varlıkların Hukuki Statüsü
Kripto paralar, blockchain teknolojisinin en bilinen çıktılarından biridir ve uzun süredir hukuki statüleri bakımından tartışma konusudur. Türkiye’de de bu dijital varlıkların “para”, “menkul kıymet” ya da “emtia” olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı sorusu gündemdeydi. 2024 yılında yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile bu alandaki yasal boşluk büyük oranda giderilmiştir.
Yeni düzenleme ile kripto varlıklar, “itibari para, elektronik para, menkul kıymet ya da ödeme aracı olmayan; ancak dağıtık defter teknolojisi ile oluşturulan gayrimaddi dijital değerler” olarak tanımlanmıştır. Böylece kripto paralar kendine özgü bir varlık kategorisi olarak tanınmış ve ilgili hizmet sağlayıcılar (örneğin borsalar) SPK denetimi altına alınmıştır. Bu kapsamda lisans alma, kullanıcı fonlarının ayrıştırılması ve MASAK yükümlülüklerine uyum gibi zorunluluklar da getirilmiştir.
Bu düzenleme, kripto ekosisteminde faaliyet gösteren yatırımcılar, borsa işletmecileri ve geliştiriciler için hem bir yasal zemin hem de uyulması gereken çerçeve anlamına gelir. Defi Hukuk olarak, kripto para alım-satımı, dijital cüzdan kullanımı, token ihracı ve yatırım süreçlerinde ihtiyaç duyulan tüm hukuki belge ve danışmanlık hizmetlerini sunmaktayız.
DeFi, NFT ve Web3 Projelerinde Hukuki Rehberlik
Blockchain tabanlı yenilikçi projelerin çoğu artık klasik alanların ötesine geçmiş durumda. DeFi (merkeziyetsiz finans) uygulamaları, NFT koleksiyonları ve Web3 tabanlı platformlar, mevcut yasal yapılarla birebir örtüşmeyen, ancak büyük ekonomik hacimlere ulaşan sistemlerdir. Bu alanlarda yasal netlik olmaması, proje sahipleri için ciddi riskler oluşturabilir.
Örneğin, bir NFT platformu ile kullanıcı arasında eserin telif hakkına dair açık bir sözleşme yoksa, eserin ticari kullanım hakları konusunda ciddi uyuşmazlıklar doğabilir. Veya DeFi projelerinde likidite havuzlarına yatırım yapan kişilerin yasal statüsü belirsiz kalabilir. Ayrıca DAO gibi merkeziyetsiz yapılar, tüzel kişiliğe sahip olmadıkları için sorumluluk paylaşımı ve dava süreçleri açısından yeni sorular doğurur.
Defi Hukuk, bu tür projelerde başlangıçtan itibaren hukuki yapılandırma sürecini yürütmekte; projelerin yerel ve uluslararası hukukla uyumlu hale gelmesini sağlamaktadır. Akıllı sözleşme denetiminden lisans başvurularına, fikri mülkiyet korumasından sözleşme yönetimine kadar her alanda yanınızdayız.
Merkeziyetsiz Finans (DeFi), blokzincir teknolojisi kullanılarak aracı kurumlar olmadan sunulan finansal hizmetleri ifade eder. Bu sistemlerde kredi alma-verme, staking, merkeziyetsiz borsa işlemleri ve likidite havuzları gibi çeşitli uygulamalar bulunur. DeFi protokolleri genellikle akıllı sözleşmeler üzerinden işlem görür ve çoğu zaman merkezi bir otorite tarafından kontrol edilmez. Bu da hukuki açıdan bazı belirsizlikleri beraberinde getirir. Örneğin bir sistem açığı nedeniyle yatırımcı zarar gördüğünde, klasik anlamda bir sorumlu bulmak güçleşebilir.
Dünyada bazı ülkeler DeFi projelerini menkul kıymet hizmeti olarak değerlendirmekte, bazıları ise bekle-gör politikası izlemektedir. Türkiye’de henüz DeFi’yi doğrudan düzenleyen özel bir mevzuat bulunmamaktadır. Ancak SPK’nın kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin hükümleri, merkezi borsa benzeri yapıların bazılarını dolaylı olarak kapsayabilir. Bu alanın ilerleyen dönemlerde lisans veya kayıt zorunluluğuna tabi tutulması gündeme gelebilir. Şu anda kullanıcılar yaşanabilecek dolandırıcılık, sistemsel hata veya kayıp gibi durumlarla karşılaştığında genel ceza hukuku veya haksız fiil hükümlerine başvurmak durumundadır.
Non-Fungible Token (NFT) sistemleri ise dijital varlıkların benzersiz ve devredilebilir biçimde temsil edildiği uygulamalardır. Dijital sanat, oyun varlıkları, koleksiyon ürünleri gibi içerikler NFT ile blokzincir üzerinde alınıp satılabilir. Ancak NFT’lerin fikri mülkiyet hukuku açısından karmaşık bir yönü vardır. NFT satın almak, doğrudan o içeriğin telif hakkını da satın almak anlamına gelmez. Bu hakların devri için açık lisans veya sözleşme gereklidir.
Günümüzde birçok NFT projesi bu ayrımı net olarak ortaya koymadığı için uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de mahkemeler, henüz doğrudan düzenlenmemiş olsa da mevcut fikri haklar yasalarını NFT’ler için de uygulayabileceğini göstermiştir. Yine Türk Patent ve Marka Kurumu, NFT’leri kapsayacak şekilde marka tescil başvurularını kabul etmeye başlamıştır. Bu da NFT girişimleri için yeni bir fikri mülkiyet stratejisi gerektirmektedir.
Web3 kavramı, internetin merkeziyetsiz, kullanıcı odaklı ve şeffaf versiyonunu temsil eder. Bu ekosistemin en dikkat çekici yapılarından biri DAO (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyonlar) olarak bilinir. DAO’lar belirli bir şirket ya da dernek gibi tüzel kişilik olmadan var olabilir ve karar alma süreçleri topluluk oylarına dayanır. Ancak hukuken, DAO’ların hak ve sorumlulukları belirsizdir. Türkiye’de DAO’lara özgü bir yasal tanım veya statü henüz bulunmamaktadır.
Bu gelişmeler gösteriyor ki, DeFi, NFT ve Web3 projelerinde yer alanlar için yasal çerçevenin yakından takibi ve sağlam bir sözleşmesel yapı büyük önem taşımaktadır. Defi Hukuk, bu alandaki tüm oluşumlara uzman destek sunmakta; riskleri öngören ve hukuki güvence sağlayan danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Blockchain Avukatı Ne Yapar?
Geleneksel hukuk anlayışı, dijital dönüşümle birlikte değişmekte ve blockchain alanında uzmanlaşmış avukatlara duyulan ihtiyaç hızla artmaktadır. Blockchain avukatı, sadece mevzuata hâkim olmakla kalmaz; aynı zamanda blokzincir teknolojisinin yapısını, işleyişini ve risklerini anlayarak müvekkillerine bu doğrultuda danışmanlık verir. Bu danışmanlık sadece bireyler için değil; startup kurucuları, platform geliştiricileri, yatırımcılar ve hukuk birimleri için de hayati öneme sahiptir.
Blockchain Tabanlı Girişimlerin Hukuki Danışmanlığı
Yeni bir blokzincir projesi hayata geçirilmeden önce hukuki alt yapının titizlikle planlanması gerekir. Bu kapsamda şirket yapısı, lisans süreçleri, kullanıcı sözleşmeleri, uluslararası hukukla uyum ve veri koruma stratejileri gibi pek çok unsur değerlendirilir. Defi Hukuk, bu sürecin başından sonuna dek tüm adımlarda projenin yasal uyumluluğunu sağlar. Ayrıca SPK, MASAK, BDDK gibi kurumsal regülasyonlara dair teknik bilgilendirmeler sunarak girişimin sürdürülebilirliğine katkı sağlar.
Web3 ve DAO Odaklı Danışmanlık
Web3 girişimleri, klasik hukuk sistemlerinin ötesinde düşünülmesi gereken projelerdir. Sanal mülkiyet, DAO’ların tüzel kişiliği, platform sorumluluğu ve kullanıcı hakları gibi alanlarda danışmanlık hizmeti sunan Defi Hukuk; merkeziyetsiz yapılarla mevcut hukuku uyumlu hale getirerek girişimcilerin karşılaşabileceği yasal riskleri en aza indirir. Metaverse üzerinden NFT satışı yapan, oyun içi ekonomiler geliştiren veya kendi DAO yapısını oluşturan girişimcilere özelleştirilmiş stratejiler geliştirilir.
Token ve SAFT Sözleşme Hazırlığı
Kripto para projelerinde finansman için en sık başvurulan yöntemlerden biri token ihracıdır. Özellikle geliştirme aşamasında yatırım almak isteyen projeler, SAFT (Simple Agreement for Future Tokens) modeli ile gelecekte verilecek token’lar karşılığında yatırım toplar. Ancak bu süreç ciddi hukuki bilgi gerektirir. Defi Hukuk, hem yatırımcıyı hem proje ekibini koruyan sözleşme metinleri hazırlamakta; aynı zamanda Türkiye ve uluslararası düzenlemelere uyumlu dokümantasyon sunmaktadır.
Fikri Mülkiyet Koruma Stratejileri
Blokzincir projelerinin marka değeri, yazılımı ve içerikleri korunmaya değerdir. Proje adının tescili, yazılım kodlarının telif haklarına kaydedilmesi, NFT koleksiyonlarının lisanslanması gibi adımların tamamı Defi Hukuk’un danışmanlık kapsamında yer almaktadır. Ayrıca geliştirici ekip ile şirket arasındaki hak paylaşımı sözleşmeleri, açık kaynak lisansları, 3. parti eser kullanım izinleri gibi konularda hukuki çerçeve oluşturulmaktadır.
Blokzincir projelerinin dijital başarıları kadar hukuki temelleri de sağlam olmalıdır. Defi Hukuk olarak, bu alanda sunduğumuz bütünsel yaklaşımla, yalnızca mevcut mevzuata değil, gelecekte karşılaşılabilecek düzenlemelere de hazırlıklı bir yapı kurmanıza yardımcı oluyoruz.